SİMETRİ MUCİZESİ; İLAHİ KORUNUŞ

(Araştırma; İlahiyatçı ve Mühendis Doç. Dr. Halis Aydemir)
KURAN’DA SİMETRİ MUCİZESİ
Kur’ân-ı Kerim yapısal olarak surelerden, sureler de âyetlerden oluşmaktadır. Kurân’da toplam 114 sûre vardır; ilk sûre Fâtihâ sûresidir; ikinci sûre Bakara sûresidir, böyle devam eder. Nihayet 114. sûre yani son sûre ise Nâs sûresidir.
Anlaşılacağı üzere her sûrenin bir sıra numarası vardır. Öte yandan her sûrenin bir de âyet sayısı vardır. Sûrelerin içerdikleri âyet sayıları farklı farklıdır. İçinde üç âyet bulunan sûre olduğu gibi, içinde yüzlerce âyet bulunan sûre de vardır. Sûrelerin sıra numaralarıyla âyet sayıları birlikte düşünüldüğünde 114 sayıdan oluşan karşılıklı iki sayı dizisi ortaya çıkar. İşte Kur’ân-ı Kerim böyle bir sayısal yapı üzerine oturmaktadır.
Konusunu ettiğimiz bu yapının dağınık bir yapı mı yoksa düzenli bir yapı mı olduğunu araştırmak mümkündür. Zira sayıların nitelikleri ve buna bağlı olarak tür ve çeşitleri matematik ilminde belirlenmiştir.
Örneğin; ilk akla gelen tek sayı, çift sayı ayrımıdır yahut asal sayı, bileşik sayı ayrımıdır. Bu ve benzeri sayıların Kur’ân-ı Kerim’in yapısını teşkil eden sistemde nasıl dağıldığını incelediğimizde karşımıza insanı hayrete düşüren düzenli bir dağılım çıkmaktadır! Bu dağılım ikili simetrik bir yapı şeklinde tezahür etmektedir. Bu durum sadece bizim algıladığımız bir manzara değil, başkalarının da kolaylıkla test edip görebileceği türden açık ve net bir sonuçtur.
Bu yapının tesadüfen oluşmuş olma ihtimalini öngörmek bir matematikçi için abesle iştigal olur. Düzenleyici bir elin varlığını kabul etmek bir zorunluluktur. Bu el Kur’ân-ı Kerim’in sonradan tertip etmiş beşerî bir el midir; yoksa ilk baştan tanzim eden ilâhî bir el midir? Bu elin beşerî bir el olduğunu iddia edenler, matematiğin bu denli geliştiği günümüzde, gerekirse bilgisayarlardan da yardım alarak, aynı simetrik neticeleri veren alternatif bir sayı dizisi oluşturmalıdırlar! Aksi takdirde itirazlarının bilimsel anlamda bir değeri olmayacaktır!
Şunu da ilave etmekte yarar var; Kur’ân-ı Kerim, konusunu ettiğimiz bu harikulade yapısını bizatihi kendisi, pek de kapalı olmayan bir dille, haber vermektedir;
“Allâh’tır; sözün en güzelini; ikili simetrik bir kitap olarak indirmiş olan…” (Zümer Suresi 23. Ayet)
SİMETRİ HAKKINDA
Evren rastgele şekiller yerine hemen her varlığın temasına işlenmiş simetrik bir tasarımı içinde barındırır.
Tüm gezegenlerin, galaksilerin ve yıldızların yapısında, tüm yapraklar, bitki gövdeleri ve dallanmanın temel yapısında, tüm insanların, hayvanların beden ve yüzlerinde, tüm moleküler yapılarda, kar kristallerinde, matematikte oluşabilecek tüm eşkenar, dörtgen ve dairelerde simetri bulunmaktadır. Simetri, bir düzen içinde birbirine eş görünümde ikili benzeşik yapıların oluşmasıdır.
Evreni oluşturan ve birbiri ile harikulade bir düzen içinde hareket eden her parçanın tesadüf eseri ve karmakarışık şekillenmiş olmadığını ispatlayan önemli işaretlerden biridir.
Tüm evrende görülen simetrinin Yaratıcının en büyük eserlerinden biri olan Kuran’ın matematiksel örgüsünde görülmesi son derece anlamlıdır.
“Hesap yapıcı olarak biz yeteriz.” (Enbiya Suresi 47. Ayet)
“Allah sözün en güzelini, ikili tekrarlı kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, onun etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu kitap, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.” (Zümer Suresi 23. Ayet)
Ayetlerde geçen ikili, ikizli, ikili tekrarlı gibi ifadelerin hikmeti hep merak konusu olmuştur. Yapılan araştırmalar günümüzde surelerin ayet ve sıra numaralarındaki olağanüstü bir simetriyi gözler önüne sermişlerdir.
Kuran’da her sure iki farklı değere sahiptir. Örneğin; Fatiha Suresinin Sıra No’su 1, Ayet sayısı 7′dir.
Fatiha suresi;
Sıra no 1 / Ayet Sayısı 7
Tek sayı / Tek Sayı
Kısacası burada vurgulamak istediğimiz, Fatiha suresi “Tek x Tek” kısmında bulunacak olmasıdır.
A’raf Suresi;
Sıra no 7 / Ayet sayısı 206
Bu durumda, A’raf suresi “Tek x Çift” kısmında yer alacaktır tablomuzda.
Böylelikle, tek-tek, çift-çift, tek-çift, çift-tek olmak üzere 4 gruba ayırdığımız tabloda tüm ihtimalleri sıralamış oluyoruz. Karşımıza simetrik bir tablo ortaya çıkıyor.
Kuran’da Sıra No’su “tek”, Ayet Sayısı “tek” (tek-tek) olan sureler kümesi de, Sıra No’su “çift”, Ayet Sayısı “tek” (çift-tek) olan sureler kümesi de 27′şer adet sureden oluşan simetrik bir görünüm sergiler.
Sıra No’su “çift”, Ayet Sayısı “çift” (çift-çift) olan sure sayısı 30′dur. Aynı şekilde Sıra No’su “tek”, Ayet sayısı “çift” (tek-çift) olan sure sayısı da 30′dur.
Bu açıdan bakılınca teklik ve çiftlik açısından aynı sıra no ve ayet sayı değerlerine sahip sureler 57′şer adetlik simetrik bir görünüm sergiler.
Ayet Sayısı, Sıra Numarasından büyük olan sureler kümesi de tek ve çift gruplandırma açısından simetrik görünüm arz ederler. Bu kurala Ayet Sayısı Sıra No’sundan küçük olan sureler kümesinde mükemmel şekilde uyar.
Fatiha suresi 1. sırada ve 7 ayetten oluşur. Toplam matematiksel değeri ise 1 + 7 = 8′dir.
Kuran’daki Matematiksel değerler toplamı çift olan sureler kümesi toplamı 6236′dır.
Kuran’daki tüm surelerin ayet sayıları toplamı da 6236′dır. Aynı denklik Surelerin 1′den 114′e kadar devam eder halde bulunan sıra sayıları toplamı ile surelerin matematiksel değerleri toplamı tek olan sureler kümesinde de görülür. Bu iki kümede 6555 değerine sahiptir. Bu iki ihtimalin birden gerçekleşmesi yüz milyonda bir’lik bir ihtimaldir.
Fakat Kuran’daki bu simetrik matematiksel tasarım bununla sınırlı kalmaz. Daha yüzlerce tablo ile insan aklının ulaşamayacağı sofistike bir simetrik yapıyı içinde gizler.
Kuran’daki en uzun 57 sure ile geriye kalan 57 kısa süre kümeleri tek ve çift olarak tasnif edildiklerinde yine bir simetri ile karşılaşılır.
Kuran’da daha pek çok türde simetrik tasarımlar bulunmaktadır. Bunlardan bazıları konu başlıklarına göre;
Asal Sayılar,
İkiye Bölünen Ancak Üçe Bölünmeyen Sayılar,
Üçe Bölünen Ancak İkiye Bölünmeyen Sayılar,
Asal Çarpanlar Toplamı,
Mükemmel Sayılar,
Zengin Sayılar,
Kıt Sayılar,
Âyet Sayıları Aritmetik Ortalaması,
Âyet Sayıları Aritmetik Ortalamaları Arasındaki İlişkiler,
Bölen Kümesinde İki Asal Bulunan Sayılar,
Bölen Kümesinde Üç Asal Bulunan Sayılar,
19′lu Gruplar Halinde Sûrelerin Sıra Numaraları ve Âyet Sayıları
…ve daha niceleri
Eğer konu ile ilgili tüm açıklamaları ispat ve tabloları incelemek istiyorsanız lütfen Kutsal Gizemler Yayınlarına ait Doç. Dr. Halis Aydemir’in “Kur’ân-ı Kerim; Simetrik Kitap” isimli eserini mutlaka okuyunuz.
DOÇ. DR. HALİS AYDEMİR İLE ROPÖRTAJ;
“Simetrik kitap: Kur’ân” adlı çalışmanın yazarı Doç. Dr. Müh. Halis Aydemir’le, piyasaya yeni çıkan ve büyük bir ilgi toplayan kitabını konuştuk. Kendisiyle yaptığımız söyleşide, öncelikle bize kendisini tanıtmasını talep ettik:
–Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
–Memnuniyetle efendim. Bendeniz 1974 yılında Erzurum’da doğdum. Muhterem pederimin Almanya’da çalışması münasebetiyle bir süre Almanya’da bulunduk. Daha sonra oradan da iş vesilesiyle Suudi Arabistan’a geçtik. Çocukluğumun önemli bir bölümü Suudi Arabistan’da geçti. Hâfızlığa orada başladım. İlkokul tahsilimi orada tamamladım.
– Arapça’yı orada mı öğrendiniz?
– Evet; orada normal bir Arap ilkokulunda öğrendim. Daha sonra 12 yaşımda Türkiye’ye kesin dönüş yaptık. Öğrenimime Türkiye’de devam ettim. Hafızlığımı burada tamamladım. Sırasıyla önce Erzurum İmam Hatip Lisesinin orta kısmını daha sonra da Erzurum Lisesini bitirdim. Yüksek tahsilime İstanbul Teknik Üniversitesi, Elektrik-Elektronik Fakültesinde başladım. 1995 yılında ilgili fakültenin Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldum.
– İlâhiyatla ilişkiniz nasıl başladı?
– Hayatım boyunca dini ilimlerden hiç kopmadım. Gerek orta öğrenimim süresince, gerekse üniversite yıllarımda dini tahsilime hep devam ettim. O dönemde çoğunlukla tefsir ilmiyle meşgul oldum. Bu nedenledir ki, yüksek lisans için Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başvurduğumda tefsir alanında çalışmayı ümit ediyordum. Ancak kısmet böyle olmadı. Tefsir yerine hadis alanında yüksek lisans ve doktora yapma imkânımız oldu; elhamdülillah.
– Böylece ilahiyat alanına geçiş yaptığınız anlaşılıyor. Sayın hocam, biz esas olarak sizinle “Simetrik Kitap: Kur’ân” adlı çalışmanızı konuşmak istiyoruz. Bu çalışmanın amacını bizimle paylaşır mısınız?
– Memnuniyetle. Malumunuz Kur’ân-ı Kerim bir kitaptır. Vahiy’in peyderpey indiği, Kur’ân-ı Kerim’in henüz cem edilmediği dönemlerde dahi, Kur’ân-ı Kerim kendisini bir ‘kitap’ olarak ortaya koymuştur. Örneğin; Bakara sûresinin ilk ayetlerinde Cenab-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’i ”kendisinde kuşku bulunmayan bir kitap” olarak takdim eder. Bu noktayı tespit ettikten sonra şu hususu düşünmekte fayda vardır: Değil mi ki Kur’ân-ı Kerim bir kitaptır, öyleyse her kitabın olduğu gibi Kur’ân-ı Kerim’in de bir tertibi, bir düzeni olması gerekir. İnsanlar kitap telif ederken tertibe düzene bu kadar önem vermeyi ihmal etmezken, Allâh-ü Teâlâ’nın, kitabını bir tertipten, bir düzenden yoksun bıraktığını düşünmek yersiz bir düşünce olur.
– Yani Kur’ân-ı Kerim bir kitaptır ve her kitabın olduğu gibi Kur’ân-ı Kerim’in de bir tertibi, bir düzeni vardır, demek istiyorsunuz?
– Evet, tabi ki… Bakınız! Kur’ân-ı Kerim ilk indirilmeye başlandığı dönemlerde Hz. Peygamber (s.a.v.) kendisine inen âyetlerden, bir kısmını unuturum endişesine kapılmıştır. Bu endişesi kendilerini vahiy esnasında dudaklarını kıpırdatarak çabucak ezberlemeye sevk etmiştir. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak kendilerini şu sözlerle teskin eder: “(Resûlüm!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma! Onu toplamak (cem etmek, bir araya getirmek) ve onu okutmak şüphesiz bize aittir” (Kıyâmet/16-17). Gördüğünüz gibi âyeti kerimede Allâh-ü Teâlâ Peygamberini rahatlatmakta, Kur’ân-ı Kerim’i cem etmenin ve onu Kur’ân olarak okutmanın bizâtihi Zât-ı İlâhiyye’nin yapacağı bir iş olduğunu ilk elden haber vermektedir. Şu halde, tarihi seyri ne şekilde cereyan etmiş olursa olsun, Kur’ân-ı Kerim’in bir kitap olarak sahip olduğu tertip, ilâhi iradenin bir sonucudur. Hal böyle olunca da, Kur’ân-ı Kerim’in tertibini ve düzenini araştırmak, tedebbür-i Kur’ân kapsamında bir ibadet olarak önümüze çıkar.
– Kur’ân-ı Kerim’in kendisine has orijinal bir düzeni olduğunu iddia ediyorsunuz. Peki, araştırmalarınız sizin önünüze nasıl bir düzen çıkardı?
– Bir kitaptaki düzenden bahsediyorsak, o zaman öncelikle bu kitaba parçacı değil bütüncül bir gözle bakmalıyız. Zira bir tertibin, bir düzenin ilk göze gelecek kısımları ana hatlarıdır. Detaylar hep yoğunlaştıkça ve zamanla fark edilirler. Kuşbakışı fark edilemeyen bir tertibin inceliklerinden bahsetmek tutarlı olmaz. Bu nedenledir ki, kitabımızdaki tüm yaklaşımlar Kurân’ın tümünü aynı anda kapsayan incelemelerdir.
– Yani bütün sûreler aynı anda değerlendirildi, demek istiyorsunuz?
– Öncelikle şunu söylemeliyiz: Yapı olarak Kur’ân-ı Kerim 114 sûreden oluşur. Her bir sûrenin içerisinde muhtelif sayıda âyet mevcuttur. Sûrelerin içerdikleri âyet sayılarına baktığınızda dağınık bir görünümle karşılaşırsınız. Ne küçükten büyüğe, ne de büyükten küçüğe bir sıralama vardır. Ancak bütüncül bir yaklaşımla ele alındığında, sûrelerin tertibinin ve ihtivâ ettikleri âyet sayılarının olağanüstü bir nizama sahip oldukları hususu kuşkuya mahal olmayacak bir biçimde zuhûr eder. Kur’ân-ı Kerim sûrelerinin tertibinden ve ihtivâ ettikleri âyet sayılarından söz ediyorsak, matematiksel olarak iki diziden söz ediyoruz demektir. Bunlardan biri, ardışık sayılardan oluşan sûrelerin sıra numaraları dizisidir; diğeri ise, bu sûrelerin içerdikleri âyet sayılarını gösteren sûrelerin âyet sayıları dizisidir. Bu iki dizi, elimizde bulunan Kur’ân-ı Kerim’in, tabiri câizse, iskeletidir. Kur’ân-ı Kerim’de bir sûreden bahsediyorsanız, bu sûre ile alâkalı söyleyebileceğiniz en önemli iki veriden biri, bu sûrenin kaçıncı sûre olduğudur; diğeri ise, kaç âyet ihtiva ettiği hususudur. Şu halde, siz bir Müslüman olarak, sayılarla aranız sıcak da olsa soğuk da olsa bir şey fark etmez. Sizin kitabınız sayısal bir tertibe sahiptir. Bakınız, Kur’ân-ı Kerim’in herhangi bir sayfasını açtığınızda sizi hemen sayılar karşılar; öyle değil mi? Bunlar gerek âyet sonlarında bulunan âyet numaralarıdır; gerekse onların bağlı bulundukları sûre sıra numaralarıdır. Dikkat ederseniz, Kur’ân-ı Kerim’in tertibiyle alakalı olarak, sözümüze başlarken kullandığımız ilk cümle aynen şöyleydi: Kur’ân-ı Kerim’de 114 sûre mevcuttur. Kur’ân-ı Kerim’in yapısıyla ilgili olarak söylenebilecek en kısa tarif bu cümledir. Bu cümle dahi, matematiksel bir tanımlamadır; zira içinde bir ‘sayı’ vardır. Sayılardan müstağni kalarak, Kur’ân-ı Kerim’in sahip olduğu tertibi ve düzeni izah etmek âdetâ muhaldir.
– Bu nedenle kitabınızda matematiksel yaklaşımlar kullanıyorsunuz… Bu tür sayısal yaklaşımlar insanın zihninde hemen ”şifre araştırmak” gibi, bir dönem kamuoyunda çok tartışılan bir konuyu çağrıştırıyor; ne dersiniz?
– Kitabımızda sayısal yaklaşımlar kullandığımız doğrudur. Ancak her sayısal yaklaşım şifrecilikle itham edilmemelidir. Şifreciler zaman zaman öznel kimi yöntemlere başvurabilirler. Birileri beğenirken diğerleri reddedebilir. Örneğin; siz “Ben bu âyetin numarasından uçağın keşfedildiği tarihe bir işaret sezinliyorum” diyorsanız, bunu birileri beğenirken bir başkası isabetsiz bulabilir. Bu tür yaklaşımlar öznel olmaları hasebiyle bilimsellikten uzaktır. Ancak bizim, kitabımızda öngördüğümüz sayısal analizler kişiden kişiye göre değişmeyen nesnel yaklaşımlardır. Buna en güzel örnek, biraz önce kullandığımız cümledir: Kur’ân-ı Kerim’de 114 sûre vardır. Bu cümledeki tespitin, kişiden kişiye değişmesi mümkün müdür? Elbette ki hayır. Zira bu, matematiksel dille vakıayı tespitten başka bir şey değildir. İşte, “Simetrik Kitap: Kur’ân” diye adlandırdığımız kitaptaki tüm analizler, kimsenin inkâr edemeyeceği durum tespitlerinden ibarettir. Sadece ve sadece, birileri bizim, sayılarda hile yaptığımızı düşünebilirler. Ancak böyle bir itirazı seslendiren ya da savunan bir kimsenin, bizim nerede nasıl hile yaptığımızı ortaya çıkarması gerekir.
– Bu analizler sonucunda bir kitap olarak Kur’ân-ı Kerim’in nasıl bir düzeni vardır, diyebiliriz?
– “Simetrik Kitap: Kur’ân” adını verdiğimiz bu çalışmamızda, farklı farklı sayısal analizlerde bulunduk. Bu analizler sonucunda Kur’ân-ı Kerim’in her defasında akıllara durgunluk verecek tarzda ya da Kur’ân-ı Kerim’in kendi ifadesiyle ”Tüyleri ürpertecek” türden bir düzen ile karşılaştık. Ortaya çıkan yapı matematikte ikili simetri diye tanımladığımız, iki yönlü ya da iki taraflı diye tarif edebileceğimiz türden bir bakışımdır. Yapılan analizin türüne göre, Kur’ân-ı Kerîm sûreleri her defasında ikili simetrik bir dağılım sergilemektedir. Bu çift yönlü dengeler o denli hassastır ki, şayet Kur’ân-ı Kerim’den bir sûre hattâ bir âyet dahi çıkaracak olsanız yapı tümüyle bozulur.
– Bir örnek verebilir misiniz Efendim?
– Örneğin; teklik çiftlik bakımından, sahip oldukları âyet sayıları ve tertiplerine nazaran Kur’ân-ı Kerim’deki 114 sûre yarı yarıya bir dağılım gösterir. Sûrelerin yarısı, yani 57 tanesi, simetri ekseninin sağına yerleşirken diğer yarısı da simetri eksenin soluna yerleşir. Bu da, demin bahsettiğimiz üzere, vakıayı tespitten öte bir şey değildir. Ortaya çıkan ikili simetrik dağılımda bizim en küçük bir manipülasyonumuz söz konusu değildir. Lise düzeyinde bir matematik bilgisine sahip her fert, bu hususu test etmek suretiyle tahkik edebilir. Ancak bu noktada, şunu hatırlatmakta yarar mülahaza ediyorum: Kimi meâllerdeki Kur’ân-ı Kerim fihristlerinde matbaa hataları söz konusudur. Kitabımızda yaptığımız tahlilleri tahkik etmek isteyen okurlarımız, kullandıkları fihristi sûrelerin ihtivâ ettiği âyet sayıları bakımından gözden geçirip tashih etmelidirler. Aksi takdirde, bahsettiğimiz ikili simetrik dengelerin hiç birini bulamazlar. Zira demin de söylediğimiz gibi Kur’ân-ı Kerim’e yapılacak en küçük bir ilâve ya da eksiltme var olan mükemmel yapıyı tümden yok eder. Bu hatırlatmayı, Kur’ân-ı Kerim’de konusunu ettiğimiz bu dengelerin ne denli kararsız bir bölgede ortaya çıktığını, dolayısıyla, ne denli hassas olduğunu ifade etmek üzere söylüyorum.
– Kitabınızda ne türden sayısal analizler var? Bunları bizimle paylaşır mısınız?
– Kısaca ifade edecek olursak, “Simetrik Kitap: Kur’ân”da sayısal yaklaşım olarak şu ana konulara yer verdik:
• Tek ve Çift Sayılar
• Âyet Sayısı Sıra Numarasından Büyük Olan Sûreler
• Âyet Sayısı Sıra Numarasından Küçük Olan Sûreler
• Asal Sayılar
• Sıra Numaraları Kümesi ve Âyet Sayıları Kümesi
• İkiye bölünen ancak üçe bölünmeyen sayılar
• Üçe bölünen ancak ikiye bölünmeyen sayılar
• Asal Çarpanlar Toplamı
• Mükemmel Sayılar (Perfect Numbers)
• Zengin Sayılar (Abundant Numbers)
• Kıt Sayılar (Deficient Numbers)
• Ayet Sayıları Aritmetik Ortalaması
• Uzun Sureler ve Kısa Sureler
• Bölen Kümesi Eleman Sayısı=2 Olan Sayılar
• 6236 Sayısı
• Altın Oran
• Bölen Kümesinde İki Asal Bulunan Sayılar
• Bölen Kümesinde Üç Asal Bulunan Sayılar
• 19’lu Gruplar Halinde Surelerin Ayet Sayıları
– Sayın Hocam, tüm bu konu başlıkları incelendiğinde kişi nasıl bir sonuca varır? Bu saydığınız konu başlıklarıyla Kuran’ın simetrik yapısı nasıl ortaya çıkıyor, basitçe izah eder misiniz?
– Şöyle örnekleyelim efendim; bir otobüs dolusu yahut bir uçak dolusu yolcuyu düşünelim. Bunlar nasıl yerleşmişler, rastgele mi yoksa belli bir düzene göre mi oturmuşlar diye nasıl yoklarız? Örneğin; ilk akla gelen, beylerin ve hanımefendilerin nasıl yerleştikleri. Bunu araştırdığımızı düşünün. Eğer araştırmamız sonuncunda beylerin yarısının pencere kenarı yarısının da koridor koltuklarında oturduklarını görürsek ne yaparız? Hemen bayanların nasıl yerleştiklerine bakarız değil mi? Şayet bayanların da yarısının pencere kenarı diğer yarısının da koridor koltuklarında oturduklarını görürsek, burada bir düzen olduğuna dair ilk işaretimizi almış oluruz, değil mi? Firmanın bunu ayarlamış olabileceğini düşünürüz yahut bir ihtimal, bu düzenli sonuç önümüze tesadüfen çıkmış olabilir diye düşünür ve araştırmamıza devam ederiz.
Düşünün ki; araştırmaya devam ediyorsunuz, bu sefer de yolcuları yaşları bakımından tasnif ediyorsunuz; ihtiyarlar ve gençler diye. Bu sefer de önünüze düzenli bir yerleşim çıkıyor! Merakınız iyice artıyor ve bu kez de yolcuları mesleklerine göre inceliyorsunuz, yine bir düzenle karşılaşıyorsunuz. Sonra memleketlerine göre, sonra boylarına göre, sonra doğum tarihlerine göre, sonra burçlarına göre… v.s. her defasında önünüze düzenli bir dağılım çıkıyorsa hayretler içinde kalırsınız! İşte yukarıda saydığımız konu başlıkları, bizim Kur’an surelerini tıpkı demin ki yolcular örneğinde olduğu gibi tasnif ettiğimiz ve her defasında son derece hassas düzenli dağılımlar bulduğumuz konu başlıklarıdır.
– Peki, Anladım Hocam. Bir de kitabınızda dikkatimizi çeken bir husus da, Kur’ân-ı Kerim’le alâkalı olarak bahsettiğiniz bu tertip ve düzenin Allah tarafından zaten haber verildiği gerçeği. Bu konuyu kısaca izâh eder misiniz?
– Biraz önce bahsettiğimiz matematiksel tespitleri inceleyen kardeşlerimiz, Kur’ân-ı Kerim’deki mevcut bulunan ikili simetrik yapının tesâdüfen oluşmasının muhal olduğunu göreceklerdir. Olasılık biliminin diliyle söyleyecek olursak, böylesi bir yapının tesâdüfen oluşmuş olması ihtimali sıfıra yakın bir değerdir. Bu seçeneğin tam tersi ise, bilinçli bir kudretin bu yapıyı düzenlemiş olması gerçeğidir. Yine olasılık biliminin diliyle ifâde edersek, bu ikinci seçeneğin yüzde yüze yakın bir ihtimali yansıttığını bilmemiz gerekir. Bu açıdan bakıldığında, bu yapıyı düzenleyen zâtın, ortaya çıksın, görülsün, fark edilsin, dikkat çeksin ve hayranlık uyandırsın diye bu muazzam sayısal ahengi oluşturduğu akla gelir. Zira bu denli sağlam ve bir o kadar da zarif olan bu tertibin boş yere vücûda getirilmeyeceği açıktır. Bu noktada birileri çıkıp şöyle diyebilir: Madem bu muazzam yapıyı, kitabı gönderen Allâh tayin etmiştir. Neden bu duruma kitabında işaret etmez? Bunlara verilecek cevap nettir: Allâhü Teâlâ, kitabının bu yapısını, Kur’ân-ı Kerim’de imâ yoluyla değil, işaret yoluyla da değil, açıkça haber vermiştir. Nitekim Zümer Sûresinin 23. âyeti kelime kelime aynen şöyledir: “Allah, sözün en güzelini ikili simetrik kitap olarak indirdi”. Görüldüğü üzere âyette Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’in bir kitap olarak, bunu özellikle vurguluyorum, ikili simetrik bir yapıda indirildiğini haber vermektedir. Dikkati çeken bir başka husus da, âyette kullanılan terkibin tümüyle matematiksel kavramlardan meydana gelmesidir: İkili Simetrik Kitap. Böylece demin olasılık diliyle yüzde yüze yakın diye nitelediğimiz ihtimal değeri yüzde 100′e tamamlanmış olur ve Kur’ân-ı Kerim’in bu orijinal yapısı hakkında en küçük bir tereddüde mahal kalmaz.
– Kıymetli vakitlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Kitabınızın gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında hak ettiği ilgiyi görmesini temenni ediyorum. Hoşçakalın.
– Sağ olun, ben teşekkür ediyorum. Allah’a emânet olunuz.
Mehdi, kutsal gizemler, kutsal, gizemler, erdem, Erdem Çetinkaya, ateizm, inanmak, altın oran, oran, gizemli, iman, inanç, tebliğ, 1.618, 618, 109,10 9, astronomi, matematik, Kur’an-ı Kerim, dünya, güneş, ay, internet, İslam, Müslümanlık, Muhammed (a.s), sır, nasa, mucize, hadis, ayet, diriliş, diriliş projesi, projeler, ateist, insan, insanlık, miras, sure, Kuran, soru, cevap, kader, doğaüstü, dua, Ali, Altın Oran, ant, astronomi, ateizm, bilim, bilim adamı, diriliş, diriliş projesi, internet, mivafilm, Müslüman,




Selamlar, tüm sorularınıza mantıklı yanıt verilecektir. EĞer biz bilmiyorsak cevabı bulana kadar tüm bilimadamları ile araştırmaya devam edilecek ve gerçeğin peşi bırakılmayacaktır. Bu nedenle gerçeğe giden yolda; bizlere soru sormaktan veya önerilerinizi ulaştırmaktan çekinmeyiniz.
Allahu teala evrendeki bu simetri özelliğini şu ayetle insanlara bildirmiştir.”Biz herşeyi çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız diye”(zariyat-49)
Bilindiği gibi simetri demek bir parçanın ikincisinin de olmasıdır.Yani sağ elimizin simetriği sol elimizdir.Fakat bütün olarak bktığımızda sağ ve sol el simetriktir fakat aynı zamanda çift el vardır işte ”çift çift yarattıkki’ dediği budur.Simetri evrendeki herşeyde olduğuna göre herşey simetrik yaratılmıştır diyebiliriz bu aynı zamanda herşeyinde çift yaratıldığı anlamına gelir.Simetri demek aynı parçadan iki tane, yani çift olması demektir.
Çift yaratılış hakkındada bir film yapmanızı isterim gerçekten.
Kuranı kerimde bir çok yerde bu çift yaratılış kavramı geçmektedir. 78:8 – Sizleri çift çift yarattık.
51:49 – Biz herşeyden çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz 43:12 – Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir
Bu ayetler çift yaratılışı destekleyen ayetlerden bazıları.
Ayrıca çift yaratılışı vücuttakki organlara bakarakta anlayabiliriz.ÇÜnkü ”ellermiz çift,ayaklarımız çift,gözlerimiz çift,kulaklarımız çift,kaşlarımız çift,dudaklarımız çift ,burun deliklerimiz çift,omuzlarımız çift,dirseklerimiz çift,diz kapaklarımız çift,parmaklarımız çift,kalçalar çift,böbrekler çift,akciğerler çift,yumurtalıklar çift”görülüdüğü gibi bütün organlarımız çift yaratılışı destekliyor.Bazı organlar var ki,çift değilde tek gibi duruyor aslında onlarda kendi yapısında çift özelliği gösteriyor ama onları şu anda açıklayamam çünkü anlatamıycam bir gerçek.Sadece bir imtihan sırrıdır.
Ayrıca Allahın yarattığı varlılklar çifttir tamam bunu anladık fakat bide şu varki insanın yaptığı eşyalar ve varlıklarda çift yaratılış kanunundan uzaklaşamıyor bunuda ben çözdüm.Öneğin insan eliyle yapılmış bir bisikleti ele alalım.
Bisikletin ”tekerlekleri iki tanedir yani çift,pedallara baksak onlarda çift,jantlara bak oda çift,kolları çift,frenler çift vs..yani oda çift yaratılışı destekliyor.
İnsan zekasıyla bulunmuş futbol oyununa bakalım.”kaleleler çift,ceza sahaları çift,köşe gönderleri çift,saha yarıları çift,takımlar çift,çift 11 kişi var,kaleciler çift,teknik direktörler çift,çift taraf var.
Aslında bize tek gibi görünen şeyler tam ortadan ikiye bölündüğü zaman onlarda çift olmaktadır.yani bir futbol oyunundaki bir topu tam ortadan böldüğümüzde simetrik iki parça olduğunu yani çift olduğunu görürüz.
Bunu tek gibi görünen organımız olan kafamızdada yapabiliriz.mESELA KAFAMIZI TAM ORTADAN İKİ KAŞIN TAM ORTASINDAN AŞAĞI VE YUKARI DOĞRU İKİYE BÖLDÜĞÜMÜZDE BAŞIMIZNDA ASLINDA SİMETRİK İKİ PARÇADAN OLUŞTUĞUNU YANİ ÇİFT OLDUĞUNU GÖRÜRÜz.
Evrendeki herşey çifttir.Tek olan yalnızca ALlahu tealadır.Allah eşsiz ve benzersizdir.Şu ayetle bunu açıklıyor bize yüce ALLAH.
”Tan yerinin ağarmasına andolsun,on geceye andolsun,ÇİFTE VE TEKE andolsun”(fecr-3)
[...] 55+54=109 109 değerine sahiptir. Surelerin matematiksel değerlerinin rastgele olmadığı “Simetrik Kitap; Kuran” bölümünde [...]
iyi günler erdem bey size öncelikle 3 adet sorum olacak eger makul görürseniz:
1)bugünkü kuranların birbirinden farklı olduğunu mesela kuzey afrika da (warsh), ortadoğuda(hafs), sudanda(el duri) ve qaloon mushalarının var olduğunu ve bunların birbirleriyle uyuşmadığını biliyoruz. Acaba bu diğer kuran ı kerim leri de test ettiniz mi yani onlarda da simetri veya kelime tekrarları mucizesi var mıdır? Bunlar birbirleriyle uyuşuyor mu?
2)Ay ile güney arasındaki mesafede simetri olduğunu söylediniz ama ay giderek dünyadan uzaklasmaktadır ve bu simetri bozulmaktadır. Allah yaptığı simetriyi neden bozsun ki?
3)İsra suresi 12. ayette mucize olduğunu söylediniz ama burdaki ayette ayın bir zamanlar güneş gibi olduğu ve sonra söndürüldüğüne dair apaçık bir ifade yoktur buna mucize diyebilir miyiz?
İyigünler;
Peygamberimiz sav. zamanında günümüzdeki gibi komşu coğrafya halklarının şiveleri-lehçeleri kureyş arapçasından farklı idi. Kuran’ı kureyş lehçesi ile özellikle bazı kelimeler söz konusu olduğunda okumakta ve anlamakta zorlanmışlardı. bu nedenle peygamber efendimize zaman zaman gelip, biz bu kelimeyi şu şekilde telaffuz edebilirmiyiz? Bunu bizde şu aynı manaya gelen kelime ile okuyup öğretebilirmiyiz? gibi sorular geliyordu. allah resulude anlamı değiştirmediği müddetçe kolaylık olması için farklı lehçelerde bazı kısımların okunmasına izinvermişti. Ancak Kuran tüm dünyaya kureyş lehçesi ile yayılmıştır. Farklı lehçelerin verdiği anlamlar Kuran ın ruhunu değiştirecek anlamlar değildir ve zaten sayılarıda çok azdır.
a ) simetri Mucizesi lehçeler sözkonusu olunca bozulur mu? Hayır bozulmaz çünkü simetri zaten surelerin ayet sayısı ve sıra numarası ile ilgilidir. Lehçesel farklılık ise sadece bazı kelimelerin telaffuz farklılığını içerir.
b ) Kelime tekrarları mucizesi; bozulmaz. Çünkü örneği sıcak manasına gelen “harr” kelimesi bir lehçede değişik okunuyrsa Kuran ın her yerinde o kabile değişik okuyacağı için yine o lehçe içinde kelime tekrarları mucizesi aynen bulunacaktır.
- Bu lehçe farklılığı sanıldığı gibi öyle fazla değildir. Kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla, belli birkaç kelimeye münhasır gibi görünüyor. Örneğin Abdullah b. Mesud’un “el-ı’hn” kelimesini “el-savf” olarak okuması. -ki, bu ikisi de “yün” anlamına gelir. Ancak, bunun bir açıklama anlamında olma ihtimali kuvvetlidir. Bu konu daha önceki cevaplarımızda vardır.
- Kaynaklara baktığımızda, soruda yer alan; “çünkü bu lehçe farklılıklarından dolayı insanlar birbirini öldürdüler” ifadesi, pek isabetli olmadığını görürüz.(bk. Menahilu’l-İrfan, 1/178).
- Hz. Osman’ın Kur’an’ı bir nusha halinde yazmasına sebep olarak gösterilen misaller iki elin parklarını geçmez. Bu konuda daha çok, “Ennellahe berîün mine’l-müşrikine ve resulühu” şeklindeki Tevbe suresinin 3. ayeti misal verilir. Bu ayetin meali: “Allah da resulü de müşriklerden beridir.” şeklindedir. Ancak, burada yer alan “Resûlühu” kelimesi, “Resulihi” şeklinde okuyanlar olmuş ki, ayetin manası “Allah müşriklerden de resulünden de beridir” şeklinde olur. Bu ise, tamamen bozuk bir anlamdır.
- Bu “yedi harf” meselesi, ister “lehçe ihtilafı”, ister başka bir adla adlandırılmış olsun, -birkaç kelime hariç- genellikle manayı bozmayan, fakat i’rap, müfred-cem, takdim-tehir bakımından farklılık arz eden kelimelerden meydana gelir.
Bu hususta şu misaller verilebilir:
- Kelimenin müfret-cemi şeklinde okunması: “EMANAT-EMANET = emanetler-emanet”(Müminun, 23/8).
- Fiilin farklı kalıpta okunması: “YAKUFÛN-YAKİFÛN”(Araf, 7/138); anlam değişmez.
- Farklı i’rab şekli: “KATİB-KATEB-KATUB”(Bakara, 2/282). Yazı resmi bu son iki şekle de ihtimallidir.
- Bir kelimenin fazla-noksan olması: “min tahtiha’l-enhar- Tahteha’l-enhar”(Tevbe, 9/100).
Aslında bu iki ayet şekli zaten Kur’an’ın değişik ayetlerinde söz konusudur. Daha doğru bir ifadeyle bu ayetten başka, geçtiği diğer bütün ayetlerde “Min” kullanılmıştır. Arapça gramer açısından bu iki şekil de doğrudur.
-Takdim-tehir meselsi: “FE YAKTULÛNE VE YUKTELÛNE” ayeti, “FE YUKTELÛNE VE YEKTULÛNE” şeklinde de okunmuştur ki, mana bakımından herhangi bir eksiklik, farklılık söz konusu değildir. Birinci okuyuşun anlamı “Öldürürler ve öldürülürler” şeklindedir. İkinci okuyuşun anlamı ise, “Öldürülürler ve öldürürler” şeklindedir. Resmi yazı iki şekil okunmaya da müsaittir.
- Bir kelimenin farklı olarak algılanması: “FE TEBEYYENÛ”(Hucurat, 49/6) kelimesi “FE TESEBBETÛ” şeklinde de okunmuştur. Yine resmi hat bu iki okuyuşa da müsaittir. İki kelime de “araştırmak, tetkik etmek” anlamına gelir.
- Lehçe farklılığını gösteren okuyuş: “ETAKE”(Ta Ha, 20/9) kelimesindeki “A” harfi, “Y” olarak yazılmıştır ki, bu kelime hem elifle çekilerek, hem de “y” ile imale edilerek okunabilir.(bk. Menahilu’l-Kur’an, 1/171-173).
- Bu konuda, Suyutî “İtkan”, Zerkanî “Menahil”, Subhi Salih “Mebahis”, Ramazan Bûtî, “Min Revaii’l-Kur’an” gibi Arapça eserlerin yanında, Türkçe olarak da Cerrahoğlu “Tefsir usulü”, Keskioğlu “Kur’an-ı kerim bilgileri” adlı eserlere de bakılabilir.
————–
Cevap 2;
- 2)Ay ile güney arasındaki mesafede simetri olduğunu söylediniz ama ay giderek dünyadan uzaklasmaktadır ve bu simetri bozulmaktadır. Allah yaptığı simetriyi neden bozsun ki?
Böyle bir simetriden hiç bir zaman bahsetmedim. Lütfen yeniden okuyunuz. 109 lu bir tasarımdan bahsettim. Gökcisimleri hareketlidir. Bu oran zaman zaman değişsede, 109 lu olaranın yakalandığı değerler max. uzaklık ve altın oran noktası gibi değerleridir. Ayrıca belli yıl aralıkları ile tüm bu gök cisimlerinin arasındaki mesafe oranları 109 da kitlendiği bazı özel yıllar olabilmektedir.
3 )İsra suresi 12. ayette mucize olduğunu söylediniz ama burdaki ayette ayın bir zamanlar güneş gibi olduğu ve sonra söndürüldüğüne dair apaçık bir ifade yoktur buna mucize diyebilir miyiz?
Gece ve gündüz iki ayetti, siz günlerin hesabını yapabilin yani takvim kullanabilin diye gece ayetini ( işaretini) silikleştirdik diyor. Yani insanlar ne ile binlerce yıl boyunca takvim yapmışlar. Ayın evreleri ile. yani gece ayeti sönükleşince ayın evreleri görünür olmuş.. Ayetin devamını okursanız söz konusu ayetlerin tarih hesaplamasında kullanılan ayetler olduğunu kavrarsınız inşallah.
1)Rahman suresinde tuzlu ve tatlı her iki denizden de inci ve mercan çıktığı söylenir oysa günümüzde sadece tuzlu sulardan inci ve mercan çıktığını bilmekteyiz.
18 – Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
19 – (Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
20 – Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.
21 – Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
22 – İkisinden de inci ve mercan çıkar.
2)Tarık suresinde spermin bel ile kaburga kemikleri arasından çıktığı söylenmektedir. Oysa bilimsel olarak spermin testislerde yani vücut dışındaki torbalarda üretildiğini bilmekteyiz.
5 – Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın.
6 – Atılan bir sudan yaratıldı.
7 – O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
8 – Elbette Allah’ın onu döndürmeye gücü yeter.
3)Yusuf suresinde Hz. Yusuf un birkaç dirheme satıldığı söylenmektedir oysa paranın ilk olarak MÖ. 650 civarında keşfedilip kullanıldığını bilmekteyiz.
20 – Ve onu düşük bir değerle birkaç dirheme sattılar. Ona fazla önem vermemişlerdi.
4)Araf suresinde Lut Kavmi nin ilk eşcinsellik suçu işlediği söylenmektedir oysa eşcinselliğin tarih boyunca var olduğunu ve hatta eşcinselliğin hayvanlarda bile var olduğunu bilmekteyiz.
Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz? Çünkü siz, kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkın bir milletsiniz.” (A’raf, 7/80)-81
VE SON
Kuran ı Kerim in böylesi hataları varken onun tesadüfi mucizelerinden bahsetmek bence boşa kürek çekmektir.
iyi akşamlar
Soru 1′in cevabı ) Kur’an ayetleri ile dilediğini saptırır. Dilediğini ise doğru yola sürükler. Araştıracak kadar Allah’a ilgili ve mütevazi olmanızı bekler.
“İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır (boğazı yakar). Hepsinden de taze et (balık) yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız.” şeklindeki Fâtır Sûresinin 12. âyeti de, çok açık bir şekilde süs eşyalarının tuzlu ve tatlı suların her ikisinde de bulunduğunu göstermektedir. Denizlerdeki süs eşyasının en meşhuru ise, inci ve mercandır. (12)
Son dönemlerde yapılan bazı araştırmalar, inci ve mercanın deniz ve nehir sularında bulunduğunu ortaya koymuştur. İncilerin en bol şeklide Umman Yarımadasından Katar Yarımadasına kadar uzanan büyük körfez açıklarındaki sularda bulunduğuna dikkat çeken kaynaklar, bunların kuzey yarı küre ılıman kuşağındaki tatlı sularda bulunduğunu belirtiyorlar. Özellikle Mississippi ve onu besleyen ırmaklarda çok değerli incilerin bulunduğu kaydedilmektedir. Yine bu kaynaklara göre Asya, Avrupa ve Amerika’nın bazı ırmak ve akarsularında inci bulunduğu belirtilmektedir. Mesela Avrupa kıtasında çıkan en kıymetli incilerin kaynağı, Bavyera ormanlarındaki akarsulardır. Çin’de ırmak inciliği çok öncelerden beri bilinmektedir. (13)
Reşid Rıza’nın bildirdiğine göre, bazı Hint nehirlerinde incilerin bulunduğu kesin olarak tespit edilmiştir. İngiliz asıllı müsteşriklerden ve Kur’an’ın meşhur ingilizce mütercimlerinden biri olan George Sale (1697-1736), Kadı Beydâvî’nin bu ayetin tefsiri ile ilgili açıklamasına ek bilgi çerçevesinde yaptığı incelemede, söz konusu tespitlerin doğru olduğunu ifade etmiştir. (14)
Dr. İbrahim Avd da, bu konuda değişik araştırmalar yaptığını ve netice itibariyle inci ile mercanın, Kur’an’ın ifade ettiği şekilde tuzlu sularda olduğu gibi, tatlı sularda da, – özellikle İngiltere, İskoçya, Çekoslovakya ve Japonya’nın tatlı sularında- bulunduğunun tespit edildiğini ifade etmektedir. (15)
Kur’an’ın on dört asır önce, tatlı ve tuzlu suların her ikisinde de süs eşyalarının bulunduğunu ve bunları özellikle inci ve mercan adları ile ifade etmesi, onun semâvî kimliğini ispat edecek kadar güçlü bir i’caz belgesidir.
Soru 2 ‘nin cevabı;
Tarık Suresinin 7. ayeti’ne kadın erkek ve o su kelimeleri hep çevirmenler tarafından eklenmiştir. Ayetin arapçasını birlikte inceleyelim. Aslında orada bel ile kaburga kemiği arasından çıkan, ayette kendisinden uzun uzun bahsedilen insandır. Su değil.
يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ
Okunu؛ Yahrucu mim beynissulbi vetteraib.
Yahrucu; çıkarmak
min; ‘den
beyn; ِnünden-arasından
sülb; bel kemiği-omurga
vetteraib; ve gِğüs kemikleri
Gِrüldüğü gibi ayette erkek, kadın ve su kelimesi geçmiyor. Ayet bir cümle ِnce bahsettiği zamiri kasdederek anlatıma devam etmi؛. Bir ِnceki ayete bakalım;
5 – İnsan, neden yaratıldığına bir baksın:
6 – Atılan bir sudan yaratıldı.
7 – Sırt ile gِğüs kafesi arasından çıkar.
Mealciler malesef kendi yorumlarını sık sık zikrediyorlar ve Kuran ın parçası gibi gِsteriyorlar. A؛ağıdaki ِrneklerle daha iyi anlayacaksınız;
A.F. Yavuz (O su, erkeklerde) bel kemiği ve (kadınlarda) gِğüs kemikleri arasından çıkar. ( kendi yorumlarını parantez içinde yazmı؛ )
A. Bulaç (Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar.
M. Esed (erkeğin) beli ile (kadının) leğen kemiği arasından çıkan.
H.B. اantay Ki (erkeğin) arka kemiği ile (kadının) gِğüs kemikleri arasından çıkıyor o.
F. Kuran Bel ile kaburga kemikleri arasından çıkan. ( doğruya en yakın çeviri )
TefhimulKuran (Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar.
G. Onan (Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar.
M.H. ھakir Coming from between the back and the ribs. (doğru çeviri )
Kuran’ı incelemek ve aklınıza takılan yerlerin manalarına bakmak için, hasenat isimli ücretsiz Kuran analiz programını kullanmanızı ِneririm. ـzerine tıkladığınız kelimeleri sِzlükten gِsteriyor. Ayrıca o kelimeler Kuran da ba؛ka nerelerde geçmi؛ onları da gِrebiliyorsunuz.
3)Yusuf suresinde Hz. Yusuf un birkaç dirheme satıldığı sِylenmektedir oysa paranın ilk olarak Mض. 650 civarında ke؛fedilip kullanıldığını bilmekteyiz.
20 – Ve onu dü؛ük bir değerle birkaç dirheme sattılar. Ona fazla ِnem vermemi؛lerdi.
Tarihsel bulgulara gِre, tespit edilebilen ilk basılı madeni para mِ.8 yy dolaylarında lidyalılar tarafından basılmı؛tır. Bu bilginiz doğrudur. Ancak karar vermek için ؛unları kesin olarak bilmeliyiz;
a ) Dirhem gümü؛ten yapılan madenin eritilip ؛ekil verilmesi ile olu؛turulan takas değeri olan bir e؛yadır. Gـmü؛ onbinlerce yıldır kullanıldığından ve ticarette bir takas metası olarak kullanıldığından. Gümü؛ün baskılanıp belirleyici ve genel değeri olan para gibi bir takas metası olarak kullanılmasının çok eskilere dayanması gerekir. çünkü gümü؛ herkesçe bilinen ve sıkı؛tırılıp ؛ekil verilmesi çok kolay bir malzeme idi. Lidyalılardan ِnce dirhemin yani sıkı؛mı؛ gümü؛ün kullanılma ihtimali son derece yüksektir. Zaten tarihçilerin iddiası da; toprak kazılarak ortaya çıkan ؛imdilik ilk tespit edilebilen madeni paraların ke؛fidir. tarihsel kazılar zamanla çok daha eski tarihlerde dünyanın ba؛ka yerlerinde gümü؛le yapılan ticaret izleri bulması son derece muhtemeldir. tarih bilimide bunu kabul eder. Nitekim, tarih biliminde en eski bilinen bi çok ؛ey, yapılan yeni ara؛tırmalarla; daha eskisi ؛urada var imi؛ ؛eklinde düzeltilmektedir… Sabit ağırlıklı ve ؛ekilli takas metası olarak Altın ve gümü؛ün kullanılması insanlık tarihi kadar eski olmalıdır.
b ) Hz Yusuf’un ne zaman ya؛adığına dair kesin bir bigli elimizde yoktur. bu konuda Kuran kaynak alındığında o da tarih vermediğinden Hz Yusuf ‘un paranın Mısırda kullanıldığı tarihe denk gelip gelmediğinide kesin olarak bilemiyoruz. Mısırın ise Mِ . 4000 yıllarında ula؛tığı mimarlık, ustalık ve astonomi, matematik seviyesi dü؛ünüldüğünde gümü؛ü yumu؛atarak para yapamayacağını, yada takas malzemesi olarak kullanmayacağını dü؛ünmek saflık olur.
4)Araf suresinde Lut Kavmi nin ilk e؛cinsellik suçu i؛lediği sِylenmektedir oysa e؛cinselliğin tarih boyunca var olduğunu ve hatta e؛cinselliğin hayvanlarda bile var olduğunu bilmekteyiz.
Lût’u da Peygamber olarak gِnderdik. Hani o kavmine ؛ِyle demi؛ti: “Sizden ِnce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin i؛i mi yapıyorsunuz? اünkü siz, kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yana؛ıyorsunuz. Doğrusu siz ta؛kın bir milletsiniz.” (A’raf, 7/80)-81
Ayetleri iyi okumuyorsunuz. Diyor ki; alemlerden ( yani toplumlardan ) hiç birinin i؛lemeidği bir suç i؛ledinzi diyor. اünkü ne o günden ِnce nede o günden sonra; dünyada hiç bir zaman, toplumun tamamı e؛cinsel olmamı؛tır. Ancak anlatılana gِre bu toplumda erkeklerin belkide istisnasız tamamı e؛cinsel olmu؛lardır. Bu yِnüyle bakıldığında ayetteki ifade çok doًrudur.
Bahsettiًiniz üzere ِzellikle maymunlarda ecinsellik zaman zaman rastlanan bir durumdur. Pek çok hayvan türünde de ksmi olarak gِrülebilir. Ancak bu durum dahi Kuran’da açkça ifade edilmektedir ki; Allah insanlarn bir ksmn iledikleri günahlar nedeni ile maymuna ve domuzlara çevirdiًini sِylemektedir. Aamal yarat sistemi teorisi ile konuyu incelerseniz, ahlaken tekamul edemeyen varlklarn geliiminin durduًunu ve hayvan olarak kaldklarnda düünebilrisiniz. Allah Kuran’da hayvanlar üstün varlklar olarak tanıtmaz.
Önerim, tevazu ile ve araştırarak Kuran’ı anlamaya çalışmanızdır. Görüyorsuznu ki hata yaptınız. Bundan sonra size yakışan af dilemek ve tevbe etmektir.
Ama tatlı sularda inci yetişse bile mercan yetişmemektedir peki buna ne diceksiniz ayette inci ile birlikte mecanı da katmaktadır
erdem bey siz tarık suresindeki suyun insan manasına geldiğini söylüyorsunuz ama aşagıdaki ayet bunun tam aksini gösteriyor hangi birisine inanalım ki:
172 – Bir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dediği vakit, “pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz” dediler. (Bunu) kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu.” demeyesiniz diye (yapmıştık). Araf Suresi
bu dediğimi ispatlamaz mı?
Bu ayetle suyu nasıl birbirine bağladınız? Hayret.
erdem bey iyi geceler sadece sorularımda birkaç ilave ve değiştirmeler yapacaktım izin verirseniz;
ay dünyadan gittikçe uzaklaşmaktadır o zaman bu denge bozulmakta değil midir. Allah yaptığı dengeyi neden bozsunki belki de biz ay dünya güneş üçlüsünün tesadüfi denge zamanının içinde bulunuyoruzdur belkide bi 1000 yıl sonra bu denge bozulur
Ve de Hz. Adem in varlığı bir gerçek midir yoksa bir mitoloji midir milyonlarca yıl önceki insan maymun arası fosillere ne dicez peki Allah bu hayvanları(maymunları) insanların imanını ölçmek için mi yarattı yani hem Hz. nuh ile Hz. Adem arasında az bir zaman aralığı olduğu söylenir. Hz. nuh un yasadığı dönem de Mö 4 bin veye Mö 5 bin olarak gösterilir yani bu çok uygunsuz bilgi yumağı değil midir sizce yani bunları dile getirmekse biz mi suçluyuz yoksa bize hatalı bilgiler verdiği için Allah mı suçlu çok tereddütte kaldım bir türlü çözemedim ve çıkamadım işin içinden siz yardımcı olursanız sevinirim
Allah nerede tarih vermiş Hz Nuh ile ilgili.. Kuran ı daha önce hiç okudunuz mu?
Ay yılda 3,8 cm uzaklaşıyor. Yani Hz Adem den sonra ki 1 milyon yıl daha 109 lu oran bozulmayacak. Allah insanlığa mesaj vermek siteidği bir dönemde hatta tamda bu yüzyıla özel olarak ortaya çıkardığı ayetlerdir bunlar. Çünkü bu bilgilerin keşfi ve teknik ilerlemelerin oluşumuna ancak şimdi izin verildi. Hatta gelişim ani hızlandırıldı. 1 milyon yılda 1 karış geldik son 100 yılda 1000 karış..
Nufus yayılımına ve artışa baktığınızda insanların sayısı gititkçe artmışitır. Demek ki bir zamanlar insan sayısı pek azdı. Hatta günümüzdeki insan türünü ilk temsil eden gruplar son derece az sayıda idi. bunu yaşınızın küçük olduğunu düşünerek anlayasınız diye basitce ifade etmeye çalışıyorum
ilgili kuran ayetinde(Rahman suresi 19-22) tatlı ve tuzlu sularda hem inci hem de mercan çıktığı söylenir. İnci çıkmaktasa da mercan tatlı sularda çıkmamaktadır o zaman kuran neden bize hem inci hem de mercan çıktığını söylemektedir
Önce tatlı suda inci çıkmıyor dediniz. Bunu çürüttük ve sizin iyi araştırmadan Kuran a haksız iddialarla yaklaştığınızı ön yargılı olduğunuzu gösterdik. Önce bunun için bir özür ve tevbe edip, geri kalan mercanları olan tatlı sularıda siz bulma zahmetine katlanmayacakmısınız?
buna da cevap verince başka bir soru ve bu şekilde sonsuza kadar gidecekmiyiz. Görüyorsunzu ki Kuran ile ilgili bütün iddialarınız bilgi eksikliğine dayalı.
MERCAN; MERCANLAR (Cnidaria)
Büyük çoğunluğu denizlerde, birkaç türü tatlı sularda yaşayan, içerisinde 9000’denfazla türü barındıran hayvanlar alemi filumudur. Ayırt edici özellikleri vücutlarındaav yakalamakta kullanılan uzmanlaşmış knidosit hücrelerinin bulunmasıdır. İki farklıgövde formu oluştururlar; Bu formlardan biri sesil yaşayan polip formu ve diğeri iseserbest yüzen medüz formudur. İki formdada gövde radyal simetrik olup üzerindeknidositleri barındıran tentiküllerle çevrili bir ağız barındırır ve sindirim ile solunumişlevleri için ortak kullanılan tek bir açıklık ve vücut boşluğu bulunur.
http://www.wetbluediary.com/?p=1118
NEYMİŞ? tATLI SUDA YAŞAYAN TÜRLERİDE VARMIŞ !!!
20. “Mercan”, İbn Abbas, Katade, İbn Zeyd ve Dahhak’a göre, küçük incilerdir. İbn Mes’ud ise, mercanın Araplar tarafından deniz kabukları (istiridyeler) için kullanıldığını söyler.
21. “” (iki denizden çıkarlar.) Bazıları, inci ve mercanın tuzlu suda bulunduğunu söyleyerek, bunların hem tuzlu hem de tatlı suda nasıl çıkabileceği şeklinde itirazda bulunuyorlar. Bu itiraza şu şekilde cevap verilebilir: Bilindiği gibi denizlerde hem tuzlu sular, hem de tatlı sular toplanır. Dolayısıyla iki deniz ifadesiyle aynı husus kastolunmaktadır. Şayet bunların (inci ve mercan) deniz altında tatlı su kaynağı olan yerlerde veya onların meydana geldiği yerlerde hem tatlı hem de tuzlu suyun bulunduğu keşfolunursa hiç şaşırmamalıdır. Nitekim Bahreyn ülkesi, bu inci ve mercanların çıktığı en eski kaynaklardan birisidir. Orada deniz altında tatlı su kaynakları olduğu bilinmektedir.
Bazı planarya, nudibranch ve parazitler mercan dokularını yiyerek beslenirler. Bu durumdan kurtulmak için akvaryuma eklemeden önce aynı sıcaklık ve pH değerine sahip tatlı suda beş dakika beklettikten sonra akvaryuma eklenmesinde fayda vardır. Alcyoniidae ailesine mensup bütün mercanlar bu tatlı su banyosuna dayanabilirler. Sarcophyton’un bozulmaya yüz tuttuğunda peynir gibi bir hal alır. Bu kötü tank koşullarından, suda yüksek tortu, zehir bulunmasından ya da kötü ışıklandırmadan olabilir. Etkilenmiş bölgeler mercandan keskin bir bıçakla veya falçata ile ayrılmalıdır. Bir litre suya on damla lugol çözeltisinde uzun süreli banyo mercanın toparlanmasına yardımcı olabilir.
NEYMİŞ? BİR ÇOK MERCAN TÜRÜDE TATLI SULARDA BELLİ SÜRELER YAŞAYABİLİYORMUŞ!!!
Özellikle nehirlerin denize açılan bölümlerindeki derin koylarda büyük tatlı kümelenmeleri görülebilmektedir. Çünkü denize büyük miktarlarda karışan tatlı suyun deniz ile karışması aralarında ki yoğunluk perdesi nedeniyle çok uzun zaman alabilmektedir. Eğer iç akıntı yoksa karışması mümkün olmayabilir. İşte bu denizlerin belli bölgelerindeki büyük tatlı su kümelenmeleri içindede mercanlar yaşayabilmektedir. Bu su kümelenmeleri yavaşça yer değiştirerek mercanların ihtiyaç duyduğu tuzlu suya yeniden kavuşmalarını sağlarlar. Bu nedenle bahreyn gibi bölgelerde mercan çıkarılan bölgelerde tatlı su ile karşılaşmak son derece olasıdır.
Erdem bey iyi günler
ZARİYAT
50. O halde Allah’a koşun. Çünkü ben, size O’nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.
51. Allah ile beraber baska bir tanri edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafindan (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.
HUD SURESİ..
2.Şöyle ki, Allah’tan başkasına kul olmayın! Ben size O’nun tarafından müjdelemek ve uyarmak için gönderilmiş bir peygamberim!
Bu ayetlerde kuran ın Hz. Muhammed tarafından yazıldığının ispatı olduğunu söylerler hep. Çünkü bu iki ayette peygamberin kendisinden bahsederken ‘de ki’ lafını söylemeyi unutmuş olduğunu söylerler.
“Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzdeki ve ardımızdaki (bütün geçmiş ve gelecek şeyler) ve bunların arasındakiler hep O´nundur. Rabbin de (seni) unutmuş değildir?” burada da cebrail Allah adına konuşuyo gibidir sanki öyle değil midir?
Bence diyorum zorlamalı kuran mucizeleri ortaya çıkarmaktansa bu sorulara cevap verilmelidir şayet Kuran Allah sözüyse doğru değil mi Erdem bey
Arap şiirlerinde sık rastlanansnatsal bir ifadedir. şair iki kişinin konuşmasından bahsederken, sürekli tekrar etmemek için bir kaç kez tarafları ifade ettikten sonra tekrara düşmemek ve söz uyumunu bozmamak için, dinleyenlerinde ahmak olmadığını varsayarak, anlaşılacağı açık olan özne kelimeleri gizleyerek ifade eder. Bir örnek vereyim edebiyata yabancı iseniz;
Sevgilim der; uçamam kırık Kanadım
Ağladım; öyleyse kanadın ben olayım
Dedi ki; İstemem; Yüreğim yaralı ucmaya artık yok aşkım
ne edeyim dostlar bir çare deyin;
Ey dost sen kendine başka sevgili edin.
E.Ç
Şimdi anlamakta zorluk çekenler için ghizli özneleri yazalım;
Sevgilim der; uçamam kırık Kanadım
( ben derim ) Ağladım; öyleyse kanadın ben olayım
( Sevgilim der ) Dedi; İstemem; Yüreğim yaralı ucmaya artık yok aşkım
( Ben derim ) ne edeyim dostlar bir çare deyin;
( 3. dış ses – şairin kendi kendine anonim yorumu ) Ey dost sen kendine başka sevgili edin.
Biraz şiir ve sanatla birazda islam öncesi arap edebiyatı ve teknikleri ile ilgili araştırma yapın. Azıcık da düşünün yeter
Sorularınız hayi kolay lakin siz kendinizi eleştirel bakmaya zorlamışsınız. Güzel bakın güzel göreceksinzi inşallah
Bakınız tamamen doğru olan ifadenin ufak bir kısmını hatalı sanan arkadaş kendini bir şey yapmış gibi yırtıyor . Lütfen Kur’an’a bakarken nasıl yalanlarım diye bakmayın !! LÜTFEN !!
Pardon (******* admin tarafından düzenlendi) ? . . Sizi ebedi cehennemle tehdit eden bir kitap var ortada ve siz bu kitaba YA DOĞRU SÖYLÜYORSA diye BAKMIYORSUNUZ . Nasıl yalancı çıkartırım diye bakıyorsunuz . Hakikaten (******* admin tarafından düzenlendi) BÜYÜK (******* admin tarafından düzenlendi) . .
Burda sana birçok şey söylemiş ama diyosun ki ama şu mercanda şurda çıkmıyo muydu . . (******* admin tarafından düzenlendi) ! konu zaten mercan değil . . Zaten yanlış biliyorsun . . Azıcık insaflı bakın şu kitaba şayet kaybınız büyük olur . Ben söyleyeyim kaybını . Kur’an’ın bir ayetini yalanlayan Kafirlerden sayılır . . Kafirlerin sonunu duymuşsundur . . Şayet 1 dakika elini aygazın ateşine dayandıramayan insanlar topluluğu olarak düşünüyorum HAKİKATEN ZOR ! . . 1 dakika mı dedim 10 saniye olacak o, 1-1.5 dakikaya deride deformasyonlar başlar şayet . .
Yahu en (******* admin tarafından düzenlendi) topluluk araştırmadan dini yalan sayanlar hakikaten bu böyle . . Şayet ALLAH’a da inanmıyorsa ben zaten onu muhattap olarak kabul etmiyorum . Birde inanmıyor anlatmaya çalışıyor ben bu tipleri ziyan-ı sperm olarak gördüğüm için söyleyeyim HEE sperm dedim senin o yanlış SANDIĞIN ayeti sanırım kendisi doktordu KUR’AN’IN MUCİZESİ olarak televizyonda anlatıyordu geçenlerde . . Şayet Kur’an’a insaflı bakmanızı tavsiye ederim . . Yoksa ayet okunduktan sonra ama şu şöyle değil miydi gibi gerizekalıca yaklaşımlarda bulunulmasın . .
Gidilip ARAŞTIRILSIN ! . . Benim kanaatim şudur ki bu devirde Peygamber gelmemesinin sebebi bilimin bu kadar ilerlemiş olmasıdır . Bilim herşeyiyle ALLAH diyor . . Bir fotosentez olayına bakarsanız ne kadar kompleks(karmaşık) bir olay olduğunu göreceksiniz . . Şayet anlamayacaksınız zaten başta . . Bu kadar basit gibi görünen FAKAT ASLINDA NE KADAR KARMAŞIK olan fotosentez olayının tekrar etmesi sonucu hayatımızı devam ettiriyoruz . Sadece o mu ? . . Dünya’nın güneşe olan uzaklığının yakınlığı uzaklığından, havada bulunan gazların dengesine kadar herşeyde bizim yaşamamız için ortam hazırlanmış . . Bunlar elbette bunları bir YARATAN’ın olduğunu gösteriyor . . Bir hücrenin karmaşıklığına bakarsanız ki bu hücre vücudumuzun içindeki vücut sistemlerimizin içindeki organların içindeki dokuların içinde bulunan miniminnacık tabirini kesinlikle kendine kabul etmeyen bir yapıdır ki . . Bu kadar KÜÇÜK olmasına rağmen içinde NE OLAYLAR OLUYOR . . Bir bilimadamının sözüne göre hücreyi New York kadar büyüttüğümüzde kesinlikle kat be kat daha karmaşık bir şehir göreceğiz . . Bu durumun birde tersi mevcut . . Yani dünyamız kendisiyle beraber 7-8 gezegenle beraber güneş sisteminin içerisinde . .Ve güneş sistemi dışında birçok sistem var . . Bu sistemlerin tamamı Galaksimizi oluşturuyor (Samanyolu Galaksisi) . . Şu an görebildiğimiz evrendeki milyarlarca galaksiden sadece biri Samanyolu Galaksisi . . Hatta Samanyolu Galaksisinin galiba diğerlerinin içinde kum tanesi kadar kaldığı söyleniyor . . Ya da bu tabir Samanyolunun içinde dünya için kullanılıyordu hatırlamıyorum . . Neyse bu kadar Karmaşık bir sistemin içindeyiz . . Sizce bize bir Peygamber gelmeden de bunları bir YARATAN’IN olduğunu anlayabilir miyiz ? . . Bence herhangibir beyin rahatsızlığımız yoksa boru gibi anlayabiliriz . . Bence Kelime-i Şehadet getirin Kur’an’a TAMAMEN İNANIN . ki bu gerçekten zor olmayacaktır . .
KUR’AN’A ama şu şöyleydi bu böyleydi ya da ben öyle biliyodum bu böyle değil miydi diye bakarsanız Sıkıntı olur (SİZİN İÇİN) ben söyleyeyim . .
Kendinizi hata bulmaya kilitlemeyin . . Zaten bulamazsınız . . Bulduğunuzu sanırsınız da kaybedersiniz ! (MAAZALLAH) ! . .
erdem bey sorularıma cevap verme girişiminde niye bulunmuyorsunuz yoksa vericek bir cevap bulamadınız mı söylediğim kuran ın hatalarında haklıyım değil mi bunu siz de onaylayın. Cevap veremiyorsanız bari doğru söylüyorsunuz deme cesaretinde bulunuz iyi günler.
Siz önce haksız çıktığınızı kabul ettiğiniz konular için özür dileyip youtubeden 105 dak lık belgeseli izleyiniz. İşe yarayıp öğrenme isteğiniz olduğunu görürsem elbette cevap vermeye devam ederim. Lakin sorularınız için verilmiş cevaplar yeterlidir. Belgeselde anlatılan ve Kuran da yazılan bilgiler zaten islamdan öncede biliniyordu demek kötü niyetliliktir. Eski devir kitapları incelendiğinde onbinlerce kitap içinde yüzbinlerce ifade ve iddia olduğu görülmektedir. Dünyanın şekli üzerine binlerce farklı yorum ve tahminde bulunulmuştur. Filozofların bazıları şöyledir bazıları böyledir demişlerdir. Bu binlerce tahmin içinden neden Kuran her daim doğruyu söylüyor. Siz sanki bilimadamları 10 bin yıldır herşeyi mükkemmel biliyordu zaten gibi konuşmuşsunuz. Size verdiğimiz cevaplara yazık olsa da, inşallah başka okuyanlarailham verecektir diye yazıyorum.
Hem müslümanların kuran da mucize var diye yaygara çıkarmaları çok yersiz zira söylediğiniz mucize dediğiniz basit bilgiler o zamanın en cahili tarafından bile biliniyordu. Yok güneşin hareketinden bahsediyomuş yok dünyanın yuvarlaklığından bahsediyomuş, ayın ve yıldızların yörüngesel haraketlerinden bahsediyomuş yok tatlı ve tuzlu suların karışmamasından yok güneşin alevlerinden bahsediyomuş bilmem ne. Galiba bu bilgileri limonun ekşi tadını alıp bidaha ağzına sürmeyen ufacık çocuklar bile bilir.
Öncelikle Erdm bey in sizi muhattap alıp sorularınıza cevap verdiği için şükretmelisiniz. Zira böyle bir yorum yapmanız cehaletinizi açıkça göstermektedir.
Sisizn de ifadenizle limonun ekşi tadını alıp bir daha ağzına sürmeyen çocuklar bile bilir ki; Rönesans ile bilimsel çalışmalar öne çıkmış ve bu saydığınız bir çok keşif de 15. yüzyıldan sonra ortaya çıkmıştır. Yani Kur’an-ı Kerim’in indirildiği yıllarda bu astronomik bilgileri değil bilmek, tahmin etmek bile imkansızdı. Ki o zaman ki iletişim imkanlarını düşünürsek keşfedilmiş olması pek bişeyi değiştirmezdi.
Şu anda size bu cevabı yazmaktan bile utanıyorum. Böyle kusur bulmaya çalışacağınıza okuma zahmetine girseniz, başkalarının da zamanını çalmasanız.
ya ben sizin eğitim seviyenizi merak ediyorum
komiksiniz ya
mahmut . .
yemin ediyorum rezillik kimi muhattap alıp konuşuyoruz . . demişki mahmut
çocuk bile bilir iki denizin birbirine kavuşmadığını YUH ! hangi çocukmuş o ya . Cidden var mı öyle bi çocuk . . Senin akli dengen yerinde mi ya da . . Adamım belgeselin tamamını bi izle ya ! cidden . .
Ortada bir deniz var ve BİR KİTAP aslında bu denizin bir tane homojen deniz olmadığını ve iki tane ayrı ayrı deniz olduğunu söylüyor . . Ve yaklaşık 5-6 yüzyıl sonra araştırmalar sonucu böyle bir durum keşfediliyor ve keşfeden kişinin bu olayın zaten bir kitapta yazdığını görüyor ve din değiştiriyor . . EVET .
Bilmiyorum kaptın mı birşeyler . .
AHAHAHA . . BAZI İFADELERİ YENİ GÖRDÜM ! . . YOK ARTIK BU KADAR AMELE OLAMAZSINIZ . . Dünyanın yuvarlak olduğunu herkes biliyordu DEMİŞŞŞŞŞŞŞ !!! YUHHHH . . ALLAH KAHRETMESİN CAHİL ADAM ! . . Yemin ediyorum yeni anladım . . Siz dünyanın tepsi gibi olduğu söylendiği zamanları öğretim hayatınız boyunca öğrenmediniz galiba . . Galileo dünyanın yuvarlak olduğunu 15. yüzyıl civarlarında söylüyor ve sonra kabul ediliyor bilmiyorum biliyor musunuz ! PUAHAHAHA CAHİL NERDEN BİLECEKSİN ! CAHİL YA
! . . DÜNYANIN YÖRÜNGESEL HAREKETLER YAPTIĞINI ZATEN İLKÇAĞLARDAN BERİ BİLİYOLARDI (!)
BULUTLARA BAKINCA ZATEN DİREK ANLAŞILIYOR gezegenler var yörüngesel hareketler yapıyorlar FALAN . . Ay’ı zaten görüyoruz bunun anlatılmasının ne gibi mucizeleri var . . CAHİLLLLLLL
. . . puahaha kimle konuşuyormuşuz ya . .
NOT : Erdem bey lütfen yazıda düzeltme yapmayın ! . .
MAHMUT ON SEN AYAKSIN ÇÖZEMEDİM KARDEŞİM MADEM CAHİLSİN ARAŞTIR BAK NEYİN NE OLDUĞUNA YOK HATALAR VARMIŞTA FALANMIŞTA FİLANMIŞTA ALLAH SENİ ISLAH ETSİN
MAHMUT KARDEŞ AHİRETTE BU SORULARININ CEVABINI İNŞALLAH BULURSUN VALLA YAZIK BENCE SEN HATAYI BİRAZDA KENDİNDE ARA ÖNCELİKLE KURANIN İNDİĞİ TARİHE BİR BAK VE ŞUAN SENİN KONUŞTUĞUN TARİHE BİR BAK SONRA SENİN NASIL BİR CEHALET OLDUĞUNA BAK OLURMU KARDEŞ BİRAZ ARAŞTIR OKU DİNLE BÖYLE AÇIK YERLERDE CEHALETİNİ GÖSTERİPTE REZİL ETME BARİ KENDİNİ OLURMU
Size verdiğimiz cevaplara yazık olsa da, inşallah başka okuyanlara ilham verecektir diye yazıyorum.
BÖYLE BİR CEVAPTAN SONRA BEN OLSAM KENDİMİ BİR YERLERDEN ATARDIM HERHALDE
KAPAK İÇİN TEBRİKLER
arkadaşlar bu belgeseli hazırlayan erdem bey ve ekibi ayrıca izleyip imanı güçlenen kimseler olarak biz kabul etmeliyizki şeytan görülmesin izlenmesin izleyenler yanlış bulsun inkar etsin diye durmadan çalışıyor.ve çok başarılı.böylesine güzel bir belgeseli izleyip kolayca Allah ı anlamak varken ne diye hala şeytana uyarsınız???.bu belgeselin internette 1 gün içinde tıklanma rekorlarını defalarca katlaması gerkmezmi bir izleyen 100 lerce kez izlemezmi.ki ben daha 1 hafta önce keşfettim bu belgeseli her akşam sıkılmadan izliyorum.fakat izlenme sayılarına bir bakın you tube de.????? 1000 i bile bulmamış.demekki şeytan tüm kozlarını kullanıyor.ara vermeden çalışıyor.tövbe haşa şeytan bile anlayıp görevinden istifa edecek bunlar haaaala kendi çapında çelişkiler bulmaya çalışıyorlar..ERDEM BEY ŞEYTANLA İLGİLİ BİR BELGESEL BEKLİYORUZ.ŞİMDİDEN BAŞARILAR.ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN.ALLAH YAPTIKLARINIZDAN VE YAPACAKLARINIZDAN RAZI OLSUN.
http://www.youtube.com/embed/DrKRPWvvIUA burada full versiyonu var. İzlenme sayısı 32 bin civarında şu an ama çokaz tabiki. Tşkler.