<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kutsal Gizemler</title>
	<atom:link href="http://www.kutsalgizemler.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kutsalgizemler.com</link>
	<description>Kanıtlarla Dünya İslama Dönecek</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 14:51:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>RABBİN KAYIP İSMİ</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/rabbin-kayip-ismi/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/rabbin-kayip-ismi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 01:31:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal gizemler]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[Rabb]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=992</guid>
		<description><![CDATA[Yaratıcı'nın ismi Tevratta neden gizlendi? Orjinal Tevratta da gizlenmiş miydi? Bu isim günümüzde hala kayıp mı? ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Tevrat, Yahudilere yani İsrailoğullarına indikten sonra Yahudilerin azgınlıklarından ötürü Allah Tevrat&#8217;ı onların kalbinden ve aklından sildi.  Bunun ardından Üzeyir (a.s) Onlara unutulan Tevrat&#8217;ı tekrar öğretti ve aslının bulunmasını sağladı. Ancak Yahudiler bundan sonra yeniden günaha düşünce Tevrat doğal olarak yeniden kaybedildi ve orijinali günümüzde hala bulunamamaktadır. Orijinal Tevrat&#8217;ın içinde saklı bulunduğu kutsal ahit sandığı hala dünyanın en gizemli kayıp hazinelerinden birisidir.</p>
<p>İbranice de Arapça gibi harekelerle yazılan bir alfabe olduğundan ötürü, Tevrat yok olduktan sonra insanların aklında kalan ve belki de kimi zaman dini ilahiler ve kurtuluş efsaneleri destanları ile birbirine girmiş ayetler sentezlenerek yeni bir kitap derlendi ve buna eski ahit yani <strong>Tevrat</strong> dendi. Fakat kelimelerin harekeleri bilinmediğinden sağa sola kaydedilmiş pek çok Tevrat yazısı ya da şiirlerdeki pek çok kelime belki de olduğundan farklı olarak okunuyordu ve yanlış aktarılıyordu.</p>
<p>Bununda ötesinde Tevrat&#8217;taki bir ayet Tevrat&#8217;ın en önemli kelimesini yani Yehova (Yaratıcının öz ismi) kelimesinin açıkça yazılmasını ya da okunmasını engelliyordu. Hz. Musa&#8217;ya inen on emirden birisi &#8220;Yaratıcı&#8217;nın ismini boş yere anmayacaksın&#8221; idi. Bu nedenle bu kelime yazılırken dahi aslı unutulmayacak şekilde fakat değişik bir halde yazılırdı. Kimi araştırmacılara göre bu kelime tersten yazılıyordu kimine göre de harflerin yeri değişiyordu. Ancak Yaratıcı&#8217;nın İsrailoğullarına öğrettiği bu ismi günümüzde kimse tarafından kesin olarak bilinmemekte, bu durum Yahudiler tarafından da itiraf edilmektedir.</p>
<p>Ye he ve</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/11/Rabbin-kay%C4%B1p-ismi-1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-993" title="Rabbin kayıp ismi 1" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/11/Rabbin-kay%C4%B1p-ismi-1.jpg" alt="" width="539" height="601" /></a></p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/11/Rabbin-kay%C4%B1p-ismi-2.png"><img class="alignnone size-full wp-image-994" title="Rabbin kayıp ismi 2" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/11/Rabbin-kay%C4%B1p-ismi-2.png" alt="" width="546" height="690" /></a></p>
<h3><strong>YOD HE VAV  (YO HO VA) VEYA (YAHVE)</strong></h3>
<p>Yahudiler değişik şekillerde bu ismi telaffuz ederler. Yehova, Yahve ya da yahveh olarak kelimeyi seslendirmeye çalışırlar ancak kesin şeklini bilen yoktur.</p>
<p>İslam dininde İbranicenin kardeş dili olan ve aynı aileye mensup Arap dilinde Yaratıcıya seslenirken bu deyişe çok benzer bir deyiş süregelmiş ve Kuran tarafından bu korunmuştur.</p>
<p>Ya, he ve vav harfleri Arapçada yan yana geldiğinde<em><strong> &#8220;Ya Huuuu&#8221;</strong></em> olarak okunabilir. (vav, he&#8217;yi uzatır), ilginçtir ki; <em><strong>&#8220;ya&#8221; </strong></em>ve<em><strong> &#8220;he&#8221;</strong></em> harfi yan yana gelince<em><strong> &#8220;he&#8221;</strong></em> harfi <em><strong>&#8220;Hüve&#8221;</strong></em> olarak isimlendirildiği için (double-v harfi gibi özel isimle) yine aynı kapıya çıkar.</p>
<p>Bu seslenişi hemen herkes bilir. <strong><em>&#8220;Huuuu&#8221;</em></strong> ile <em><strong>&#8220;Allah&#8221;</strong></em> ismi zikri çekilir.  Yaratıcının en öz ismi olarak Allah kelimesinin de son hecesi olarak kullanılmaktadır. Arapçada <strong><em>&#8220;hu&#8221;</em></strong> aynı zamanda bir kelimedir ve<strong><em> &#8220;O&#8221;</em></strong> manasına gelir. Kuran da Allah&#8217;ı temsil edecek şekilde çok sık kullanılmıştır. Harf tek başına okunurken <strong><em>&#8220;Huve&#8221;</em></strong> şeklinde ifade edilir. Yani <strong><em>&#8220;he&#8221;</em></strong> sesi ile seslendirilen huve harfinin Allah&#8217;ın eski çağlardan beri öğretile gelen ismi olduğu söylenebilir. Tevrat&#8217;ta ben benim diye kendini tarif eden Yaratıcıya insanların<em><strong> &#8220;O&#8221;</strong></em> manasına gelen <strong><em>&#8220;ya hu&#8221;</em></strong> ya da <em><strong>&#8220;ya huve&#8221;</strong></em> olarak hitap etmesi de akla yakındır.</p>
<p>Ayrıca Kuran&#8217;da tüm canlıların zikir çektiği de söylenir. Nefesimizi dinlediğimiz zaman he sesini rahatlıkla duyabilirsiniz. Zevk acı heyecan ve yoğun enerji halinde bu ses daha kuvvetli şekilde çıkmaktadır. <em><strong>&#8220;Nefsini bilen Rabbini bilir.&#8221;</strong></em> hadisi şerifini tahlil edersek şunu görürüz.<em><strong> &#8220;Nefs&#8221;</strong></em> kelimesi Arapçada aynı zamanda<strong><em> &#8220;nefes&#8221;</em></strong> anlamına da gelmektedir. Yani nefesin sesindeki <em><strong>&#8220;h&#8221;</strong></em> harfi Allah&#8217;ın zikrini temsil eder. Nefesin manasına ve ruhuna erişebilen ise Rabbin kendisine üflemiş olduğu ilahi nefesin sırrına erişir. Ben demekten kurtulur ve geriye yalnız<strong><em> O</em></strong> kalır. Yani <em><strong>huuu….</strong></em></p>
<p>Nefesine konsantre olmak, aslında nefsine odaklanmak ile aynı manaya gelir. Tüm düşünceler durdurulup yalnız nefesimiz kalırsa ilahi sır açığa çıkar ve insana yaratıcıdan üflenen nefeste hem onun sesi, hem de manasının saklı olduğu özbenliğimizde görülür olur.</p>
<p>Bu nedenle Yahudilerin benzer dili konuştukları aynı ses ve alfabeye sahip oldukları Arap kardeşleri gibi Yaratıcıya seslenirken <strong><em>&#8220;Yaa Huu..&#8221;</em></strong> Ya da yazılışı <em><strong>&#8220;Yaa Huve&#8221;</strong></em> şeklinde seslenmeleri akla son derece yakındır.</p>
<p>Eğer sondaki <strong><em>&#8220;vav&#8221;</em></strong> uzatma harfi olarak kullanılmışsa zaten herhangi bir sese sahip değildir, sadece kendinden önce gelen harfi uzun okutur. Bu durumda<em><strong> &#8220;ya, hu, ve&#8221;</strong></em> harflerinin <em><strong>&#8220;Yahuuu&#8221;</strong></em> olarak okunması gerekmektedir.</p>
<p>Allah&#8217;ın Davut (a.s)&#8217;a verdiği peygamberlik simgesi nasıl altın orana göre dizayn edilmişse Yahudilere öğrettiği isminin de buna eş olması harikulade bir özelliktir. Şimdi <strong><em>&#8220;yahuve&#8221;</em></strong> kelimesinin alfabe değerlerini yazalım.</p>
<p>Bu kelimeyi oluşturan İbranice&#8217;deki harfler;</p>
<blockquote><p><strong>YOD HE VAV</strong></p>
<p><strong>10 8 6   </strong></p>
<p>0,618 Altın Oran Sayısı ( a / b = 1,618 b / a = 0,618 dir. Her ikisi de altın oranı temsil eder ve bu oranlar birbirine eşittir. )</p></blockquote>
<p>Görüldüğü gibi<em><strong> &#8220;Yahuve&#8221;</strong></em> kelimesini oluşturan harflerin alfabe sırasına göre değerleri altın oranın rakamlarının yer değiştirilmiş halidir.</p>
<p>Yahudiler Yaratıcı&#8217;nın ismini gereksiz yere anmanın yasak olduğunu Tevrat&#8217;taki on emirden biri saydıklarından bu kelimenin boş yere anılmasını ve yanlışlıkla bir yazıda okunmasını dahi engellemek için alfabede okunuşu biraz daha farklı olan 5. sıradaki <strong><em>&#8220;he&#8221;</em></strong> harfini kullanmıştır. Hâlbuki<em> 8. sırada biraz daha gırtlaktan ve hırıltılı olan</em><strong><em> &#8220;he&#8221;</em></strong> gerçek yazılışıdır. Çok ilginçtir ki bu iki harf yer değiştirdiğinde kelimenin sessel yapısı önemli ölçüde değişmemekte, Altın oran ortaya çıkmakta ve boş yere yazılıp söylenmekten kurtulmaktadır. Latin alfabesinde de 8. harf <em><strong>&#8220;h&#8221;</strong></em>ye denk gelir. Çünkü birbirlerinin türevleridir.</p>
<p><em><strong>&#8220;Ya Huu&#8221;</strong></em> derken bu durumda <strong><em>&#8220;h&#8221;</em></strong> sesi dışarıdan güçlü şekilde duyulacak bir sesle gırtlak hafif sıkıştırılmış bir şekilde söylendiğinde ortaya çıkar. Türkçede veya İngilizcede bu sese sahip bir harf veya kelime yoktur. Sesli, toplu zikir çeken tarikatların ritüellerinde bu ses olması gerekene yakın bir şekilde duyulmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong><em><strong>Araştırmacı yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın Kutsal Gizemler -I- kitabından alıntıdır.</strong></em></strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/rabbin-kayip-ismi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUĞUN CİNSİYETİ VE PARMAK İZİNİN TOPLANIŞI</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/cocugun-cinsiyeti-ve-parmak-izinin-toplanisi/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/cocugun-cinsiyeti-ve-parmak-izinin-toplanisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2011 23:53:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=986</guid>
		<description><![CDATA["Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O'dur. Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman." (Necm Suresi, 45-46)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h4><strong><em><span style="font-size: 14pt; font-family: Calibri;">ÇOCUĞUN CİNSİYETİ<br />
</span></em></strong></h4>
<blockquote><p><em>&#8220;Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O&#8217;dur. Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman.&#8221; <strong>(Necm Suresi, 45-46)</strong></em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi? Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir &#8216;düzen içinde biçim verdi.&#8217; Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.&#8221; <strong>(Kıyamet Suresi, 37-39)</strong></em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayetlerden anlaşıldığı üzere menide bulunan bir parça insanı oluşturmakta ve <em><strong>erkek ya da dişi</strong></em> olmasında bu parça etkili olmaktadır. Bu durum göstermektedir ki; bebeğin cinsiyetinin belirlenmesinde kesinlikle erkeğin sıvısı olan meni etkilidir. Tarihe kazınmış büyük bir ayıbı ortadan kaldıran Kur&#8217;an-ı Kerim böylelikle erkek çocuk doğuramadı diye tarih boyunca suçlanmış ve horlanmış kadını büyük bir bilimsel gerçeği açıklayarak korumuştur.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 50.05pt; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Calibri; color: blue;"> </span></strong></p>
<h4><strong><em><span style="font-size: 14pt; font-family: Calibri;">PARMAK İZİNİN TOPLANIŞI<br />
</span></em></strong></h4>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz.&#8221;<strong> (Kıyamet Suresi, 4)</strong></em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Parmak ucundaki izin her insanda farklı ve eşsiz, yeniden çizilmesi neredeyse imkânsız bir portre gibidir. İnsan bedenindeki Binlerce harikulade parçadan, neden parmak ucunun örnek verildiğini tahmin etmek geçmişte çok zordu. Fakat modern bilim parmak izinin sahip olduğu benzersizlik ve kimlik belirleyicilik hakkındaki derin bilgiyle bu sözün altında yatan inceliği artık fark edebilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Araştırmacı Yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın Kutsal Gizemler -I- kitabından alıntıdır.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/cocugun-cinsiyeti-ve-parmak-izinin-toplanisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TİN SURESİNDEKİ ÖLÇÜ</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/tin-suresindeki-olcu/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/tin-suresindeki-olcu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2011 21:32:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=980</guid>
		<description><![CDATA[Tin Suresi ve İnsanın Yaratılışındaki Ölçü]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/tin_suresi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-981" title="tin_suresi" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/tin_suresi.jpg" alt="" width="592" height="444" /></a></p>
<p>Tin Suresindeki Harfler;</p>
<blockquote><p><span style="color: #993300;"><strong>و ا ل ت ت ي ن و ا ل ز ز ي ت و ن و ط و ر س ي ن ي ن و ه ذ ا ا ل ب ل د ا ل أ م ي ن ل ق د خ ل ق ن ا ا ل إ ن س ا ن ف ي أ ح س ن ت ق و ي م</strong></span> &#8212;&#8211;<strong><span style="color: #3366ff;">ث م م ر د د ن ا ه أ س ف ل س ا ف ل ي ن إ ل ل ا ا ل ل ذ ي ن آ م ن و ا و ع م ل و ا ا ل ص ص ا ل ح ا ت ف ل ه م أ ج ر غ ي ر م م ن و ن ف م ا ي ك ذ ذ ب ك ب ع د ب ا ل د د ي ن أ ل ي س ا ل ل ل ه ب أ ح ك م ا ل ح ا ك م ي ن</span></strong></p></blockquote>
<p>Tin Suresinin 4. ayetinde insanda kullanılan ölçünün en güzel ölçü olduğu ifade edilmiştir. Şüphesiz insanda kullanılan iki temel ölçü <em><strong>Simetri ve Altın Oran</strong></em>&#8216;dır. Aynı şekilde bu ayet ve sure arasındaki ilişkide de hiçbir zorlama olmadan tesadüfen olması imkânsız şekilde bu bağıntıları göreceksiniz.</p>
<p>Tin süresin 8 ayettir. İnsanın yaratılış ölçüsünü anlatan ayet 4. ayettir. Yani bu ayet sureyi simetrik bir şekilde yarısından bölmüştür.</p>
<p>Tüm harflerin sayısı 171 , en güzel ölçü ayetinden sure sonuna kadar 105 harf (Mavi kısım)</p>
<p><em><strong>171 / 1,618 = 105,…</strong></em></p>
<p>En güzel ölçü ayetine kadar kelimelerin toplam sayısı 13, bu ayetten sure sonuna kadar kelime sayısı 21&#8242;dir. Bu sayılar Altın Oranın kaynağı olan Fibonacci dizilimindeki ardışık iki temel sayıdır. Tin suresinde Altın Oran için daha pek çok işaret vardır.</p>
<p>Tin ise zeytin anlamına gelmekte olup güzellik ve esenliğin simgesi olan zeytin ağacının yapraklarında da filotaksi nedeniyle altın oran bulunur.</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Ki onların, Rablerinin elçiliklerini hedefine tam ulaştırdıklarını bilsin. Allah, onların katında bulunan şeyleri kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıya bağlamıştır.&#8221; <strong>(Cin suresi; 28.ayet)</strong></em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Araştırmacı Yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın “Kutsal Gizemler -I-” kitabından alıntıdır.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/tin-suresindeki-olcu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FİZİKTE ALTIN ORAN</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/fizikte-altin-oran/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/fizikte-altin-oran/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 18:49:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[1.618]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Oran]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[doğaüstü]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[inanmak]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[mivafilm]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=972</guid>
		<description><![CDATA[Fibonacci dizileri ve altın oran ile fizik biliminin sahasına giren konularda da karşılaşırız]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fibonacci dizileri ve altın oran ile fizik biliminin sahasına giren konularda da karşılaşırız:</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/Fizikte-AO.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-973" title="Fizikte AO" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/Fizikte-AO.jpg" alt="" width="539" height="369" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Birbiriyle temas halinde olan iki cam tabakasının üzerine bir ışık tutulduğunda, ışığın bir kısmı öte yana geçer, bir kısmı soğurulur, geriye kalanı da yansır. Meydana gelen, bir <strong><em>&#8216;çoklu yansıma&#8217;</em></strong> olayıdır. Işının tekrar ortaya çıkmadan önce camın içinde izlediği yolların sayısı, ışının maruz kaldığı yansımaların sayısına bağlıdır. Sonuçta, tekrar ortaya çıkan ışın sayılarını belirlediğimizde bunların Fibonacci sayılarına uygun olduğunu anlarız.</p>
<p>Doğada hemen her cisim yarı saydam dış tabakalara sahip olduğu için (deri, tortu ya da kristaller gibi) altın oranın ışık sayesinde oluşan çoklu yansımaları ile baktığımız hemen her yerde var olduğunu söyleyebiliriz. Çoklu tabakalarda yansımalar dünyamızda ilk önce atmosferden başlamaktadır.</p>
<p>Doğada birbiriyle ilişkisiz canlı veya cansız pek çok yapının belli bir matematik formülüne göre şekillenmiş olması onların özel olarak tasarlanmış olduklarının en açık delillerinden biridir. Altın oran, sanatçıların çok iyi bildikleri ve uyguladıkları bir estetik kuralıdır. Bu orana bağlı kalarak üretilen sanat eserleri estetik mükemmelliği temsil ederler. Sanatçıların taklit ettikleri bu kuralla tasarlanan bitkiler, galaksiler, mikroorganizmalar, kristaller ve canlılar Allah&#8217;ın üstün sanatının birer örneğidirler.</p>
<p>Evrenin dodecehadron adı verilen özel yapısı, bitkilerin filotaksi denen yaprak dizilim kuralları, insan yüzleri ve bedenlerinin, doğadaki sayısız nesnenin ve matematikteki pek çok eşkenar çokgenin temel tasarım şekillerinin simetri ve altın oran kurallarına bağlı olarak dizayn edildiği söylenebilir.</p>
<p>Altın Oran sayısı 1,618 karesini almakla üzerine bir eklemenin aynı sonucu verdiği tek sayıdır ve bu sayının 1 rakamı ile arasında çok sıkı bir ilişki bulunur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Araştırmacı Yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın “Kutsal Gizemler -I-” kitabından alıntıdır.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/fizikte-altin-oran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MUTLAK &#8220;BİR&#8221; VE ALTIN ORAN</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/mutlak-bir-ve-altin-oran/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/mutlak-bir-ve-altin-oran/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 17:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[1.618]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Oran]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal gizemler]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[vahid1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=966</guid>
		<description><![CDATA[Bütün sayıları ortaya çıkarmak için 1 yeter. 1 kendi içinde her sayıyı (sonsuz noktayı) barındırır. Böylece her sayıyı ve değeri oluşturabilir. 1 her şeye kadirdir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Bütün sayıları ortaya çıkarmak için 1 yeter. 1 kendi içinde her sayıyı (sonsuz noktayı) barındırır. Böylece her sayıyı ve değeri oluşturabilir. 1 her şeye kadirdir.</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;&#8230;birdir</strong>, mutlak hâkimiyet sahibidir.&#8221; <strong><em>(Bakara Suresi, 163)</em></strong></p></blockquote>
<p>O Her şeyin ilkidir ve tüm değerlerin içinde vardır. Hiçbir değer 1’siz oluşamaz. Her şey ve her değer birin yansımalarından oluşmuştur.</p>
<blockquote><p>&#8220;De ki; O birdir, Her şey O&#8217;na muhtaçtır. O başka <strong><em>&#8220;bir&#8221;</em></strong> şeye muhtaç değildir.&#8221; <strong><em>(İhlas Suresi 1-2)</em></strong></p>
<p>&#8220;O, bütün çiftleri yaratan&#8230;&#8221;<em><strong> (Zuhruf Suresi, 12) </strong></em></p></blockquote>
<p>1&#8242;in kendi yansımaları ile olan birlikteliği Altın Oran’ı yarattı…</p>
<p>Alternatif Altın Oran Formülleri; (Aşağıdaki tüm formüller altın oranı verir. 1&#8242;in kesirleriyle kendine bölünmesi ya da toplanarak köklerinin alınması gibi pek çok formül altın oranı verir&#8230;)</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/09/Resim1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-730" title="Resim1" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/09/Resim1.jpg" alt="" width="317" height="105" /></a></p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/09/Resim2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-731" title="Resim2" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/09/Resim2.jpg" alt="" width="228" height="43" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/09/Resim3.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-732" title="Resim3" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/09/Resim3.jpg" alt="" width="328" height="102" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İslam kültüründe ve vahiysel dillerin atası olan Sami alfabesinde &#8220;Elif&#8221; 1 rakamı ile aynı şekilde yazılır ve Yaratıcı&#8217;nın özel ismi olan <em><strong>&#8220;Allah&#8221;</strong></em> kelimesinin ilk harfi Elif&#8217;tir, yani 1. Arapçada bir rakamının okunuşu <em><strong>&#8220;Vahid&#8221;</strong></em> dir. Bu Allah&#8217;ın 99 isminden birisi olarak anılmıştır. Yaratıcı kendisine bir rakamın ismini vermiştir. Yani = 1</p>
<p><em><strong>&#8220;Allah&#8221;</strong></em> kelimesi Arapçadaki yazılışı itibari ile her zaman 1&#8242;lerden oluşan ve sonunda 0 ile biten bir yazılış şeklinden oluşur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Araştırmacı Yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın “Kutsal Gizemler -I-” kitabından alıntıdır.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/mutlak-bir-ve-altin-oran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALTIN ORAN VE ALTIN ÇAĞ</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/altin-oran-ve-altin-cag/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/altin-oran-ve-altin-cag/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 14:46:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[1.618]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Oran]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[dinler]]></category>
		<category><![CDATA[doğaüstü]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal gizemler]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=953</guid>
		<description><![CDATA[Tüm kültürlerde ve dinlerde müjdelenen barış, sevgi ve inanç çağı için neden Işık çağı, elmas çağ ya da bilgi çağı değil de “Altın Çağ” ismi verildiğini biliyor muydunuz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/altin-cag-5.jpg"><img class="alignnone  wp-image-1066" title="altin cag 5" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/altin-cag-5.jpg" alt="" width="557" height="678" /></a></p>
<h4><strong>Kutsal Gizemler Serisi ile Altın Oran ve Altın Çağın başlangıcı arasında bir ilişki var mı?</strong></h4>
<blockquote><p><em><strong>Tüm kültürlerde ve dinlerde müjdelenen barış, sevgi ve inanç çağı için neden Işık çağı, elmas çağ ya da bilgi çağı değil de &#8220;Altın Çağ&#8221; ismi verildiğini biliyor muydunuz?</strong></em></p></blockquote>
<p><strong>Belgeseldeki </strong>önemli konulardan Altın Oran Sayılarının Mesajı, <strong>Dünyanın </strong>Altın noktası, Altın hat mucizesi, Altın <strong>siluet </strong>gibi mucizelerin tamamı da altın oranla ilgili bağıntısı nedeniyle <strong>&#8220;Altın&#8221;</strong> ismini almıştır. Bu mucizelerin keşfi ve dünyaya açıklanıp yayılması ile başlayan süreç pek çok <strong>gelişmenin </strong>art arda yaşanarak yine <strong><em>“Altın”</em></strong> ismiyle anılan bambaşka bir <strong>çağın </strong>başlamasına neden olabilir.</p>
<p><strong>Çağların değişimi </strong>olarak öngörülen <strong>2012 </strong>yılı ile serinin tümünün tüm dünyada sıradışı bir <strong>teknikle </strong>gösterilerek hemen hemen tüm <strong>insanlığa </strong>tüm dillerde ulaştırılacak olması ve bir dizi <strong>gizemli </strong>gelişme ile birlikte bu çağın başlamasında ilk adım olacağı ve <strong>şiddetli </strong>bir tesir uyandıracağı beklenmektedir.</p>
<p><strong>21. 12. 2012</strong> olarak <strong>Maya </strong>takvimine kazınan, çağların bitip bambaşka bir döneme girileceğini ifade eden bu <strong>tarih</strong> aslında <strong>astronomik </strong>verilere göre değil astrolojiye göre yazılmıştı. Yani Mayalara göre bu <strong>Ruhani </strong>bir değişime işaret ediyordu.</p>
<p>Bu yorumu doğrularcasına <strong>Nasa</strong>&#8216;dan 2012’nin <strong>astronomik </strong>açıdan ya da gezegenlerin aynı hizaya dizilmesi <strong>Manyetik</strong> <strong>kutupların </strong>yer değiştirmesi gibi nedenlerin hiç biri açısından özel bir yıl olmadığını ve bu yılda önemli bir olay beklemediklerini açıkladı. Beklenen değişim <strong>sosyal </strong>ve <strong>Ruhani </strong>yaşam üzerinde görünüyordu.</p>
<p><strong>Antik Yunan kültüründen</strong>, kutsal kitaplara ve <strong>İslam </strong>kültüründen doğu dinlerine kadar her kültürde <strong>güçlü </strong>şekilde <strong>anılan</strong> ve haber verilen bu <strong>Çağın </strong>sırları hakkında biraz <strong>araştırma </strong>yaptık.</p>
<p><strong>21, 12 simetriyi </strong>ifade ediyor aynı zamanda. Ve tarihin geri kalanını oluşturan rakamlar yine 1 ve 2’den oluşmuşlar.</p>
<p><strong>21.02 2012 simetrik</strong> tarihlerden biridir ve nadiren yakalanabilir. <strong>2102, 2012’</strong>in simetrisidir. <strong>20.12. 2012</strong> ise; <strong>2012 / 2012</strong> yan yana geldiği için ikizli bir tarihtir. Ve bu ikizli tarihin gece yarısı 21 Aralığa yani beklenen güne geçiş yapılacaktır.</p>
<p><strong>21.12.2012</strong>’deki tüm Rakamlar altın oranı sağlayan <strong>Fibonacci </strong>dizisindeki ilk 4 rakamı temsil ediyor.</p>
<p><strong>Matematikte </strong>küçük sayıların birbirine bölümünde <strong>altın oranı</strong> tam olarak elde etmek <strong>imkânsız </strong>fakat yine de 21’in ve 20’nin 12’ye oranı altın orana son derece yakın.</p>
<p><strong>2012,</strong> kendisini oluşturan 20, 12 ve 20 / 12 = 1.666&#8230; ile iki ilahi <strong>mühür </strong>olan simetri ve altın oranın üzerine kazındığı bu tarihin <strong>İslami </strong>açıdan da içerdiği pek çok <strong>gizem </strong>var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Araştırmacı Yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın “Kutsal Gizemler -I-” kitabından alıntıdır.</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/altin-oran-ve-altin-cag/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NAMAZDAKİ 1 VE 0</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/namazdaki-1-ve-0/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/namazdaki-1-ve-0/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 01:57:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Oran]]></category>
		<category><![CDATA[aşık]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal gizemler]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed (a.s)]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=935</guid>
		<description><![CDATA[Kâbe etrafında saf tutmuş insanlar tüm dünyada farkında olmadan dev bir sıfırın parçası olurlar. Namaz, insanın her haliyle 1 benlikten, 0 şeklindeki yokluğa olan yolculuğudur.  Ayaktaki insan, 1 benlikten secde halinde şeklen girilen 0'ın maneviyatına ulaşmaya çalışır. Ve lisan-ı hal ile der ki...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/1-Namazdaki-1-01.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-941" title="1 Namazdaki 1 0" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/1-Namazdaki-1-01.jpg" alt="" width="576" height="567" /></a></p>
<p>Kâbe etrafında saf tutmuş insanlar tüm dünyada farkında olmadan dev bir sıfırın parçası olurlar. Namaz, insanın her haliyle 1 benlikten, 0 şeklindeki yokluğa olan yolculuğudur.  Ayaktaki insan, 1 benlikten secde halinde şeklen girilen 0&#8242;ın maneviyatına ulaşmaya çalışır. Ve lisan-ı hal ile der ki; <strong><em>“Ben yokum, yalnız bir olan sensin. Benliğim ve istekleri yoktur. Yalnız sen, sen varsın ve senin isteğin artık benim isteğimdir”.</em></strong></p>
<p>Kâinattaki her iş ve oluş Allah&#8217;ın istek ve takdiri olduğu için, kul bu haliyle tamamen teslim olmuştur ve kendisine emredileni yapmakta tereddüt etmez.</p>
<p>Bu haliyle kişi, Leyla&#8217;nın varlığında kendi varlığını yok etmiş Mecnun gibi, O&#8217;nun yanında ben demeye mecal bulamaz. O bir şey emredince, benim isteğim seninkinden öndedir diyemez. Her arzusu ilahın, öz benliğin mutlak itaat ettiği emirlerdir.</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/2-Namazdaki-1-0.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-937" title="2 Namazdaki 1 0" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/2-Namazdaki-1-0.jpg" alt="" width="126" height="360" /></a>            <a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/3-Namazdaki-1-0.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-938" title="3 Namazdaki 1 0" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/3-Namazdaki-1-0.jpg" alt="" width="414" height="224" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/4-Namazdaki-1-0.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-939" title="4 Namazdaki 1 0" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/4-Namazdaki-1-0.jpg" alt="" width="569" height="255" /></a></p>
<p>İnsan namaza ayakta yani elif şeklinde başlar. Arapçada elif aynı zamanda 1 sayısını temsil eder. Kişi namaza 1 şeklinde yani bir benliği olduğu iddiası ile başlamaktadır. Sonsuz arzuları ve kısıtlı algısı nedeniyle kendisini Yaratıcı&#8217;dan gelmeyen ve ondan başka bir benliğe sahip ayrı bir varlık zanneder. Bu zannı nedeniyle Rabbine sen diye hitap eder. Onu uzaklarda bir yerden kendini gözlüyor zanneder.</p>
<p>Hâlbuki Allah;  <strong><em>“Allah, doğunun da batının da Rabbi’dir. Öyleyse istediğiniz yöne yönelin&#8230;” </em></strong> ayetinde belirtildiği gibi ya da; <strong><em>“Nereye dönerseniz dönün Allah&#8217;ın yüzü oradadır” </em></strong> ayetinde olduğu gibi, istisnasız her varlık Allah&#8217;ın bir yansımasıdır.  Çünkü her varlık Allah&#8217;ın yüzünün, duygularının düşüncesinin bir ifadesi sonucu oluşmuştur ve o şekilde hareket eder.  İnsanoğlu bunun idrakine vararak baktığı her yerde kendi içi de dâhil, Rabbini görebilmesi için öncelikle kendisini <strong><em>&#8220;var gibi&#8221;</em></strong> ya da <strong><em>&#8220;ayrı bir varlık gibi&#8221;</em></strong> görmekten kurtulması ve gerçeği en derinden hissetmesi gerekmektedir.</p>
<p>Nereye dönersek, bakarsak Rabbimiz orada ise, haydi durma kalbine bak, öz benliğinin en derinine&#8230;  İnsanın Rabbini en güzel görebileceği yer kendi kalbidir. Ona dokunacak kadar yakın olmaktan çok daha ötedir bu. Benliğini yok ederek aşktan ölecek noktaya geldiğinde insan âşık olduğuna dönüşmüştür ruhen. Mecnun’un <strong><em>“Ben artık Leyla&#8217;yım”</em></strong> dediği gibi&#8230; Ya da yıllardır kör olan birinin güneşi görüp, güneşin içine girdi zannetmesi gibi…</p>
<p>Bu durumda; kişi, Allah&#8217;ın zatına ulaştırılmış olur. Aslında zatında olanı, her yerde olanın her daim yanında ve iç içe olduğunu görür. Bu basit bir biliş değil, keskin bir görüş ve insanı uyutmayan, içinde yangınlar çıkaran bir hissediştir. Ta ki yok olana kadar&#8230; Görüşün derinleşmesinde bir sınır yoktur…</p>
<p>Âşık sevdiğinin kapısını çalar, içerdeki ses <strong><em>&#8220;kim o!&#8221;</em></strong> der. Âşık: <strong><em>&#8220;BEN&#8221;</em></strong> der. İçerdeki ses: <strong><em>&#8221;aşkta BEN yok&#8221;</em></strong> der. Yıllar geçer sonra âşık yine aynı kapıyı çalar içerideki yine <strong><em>&#8220;kim o!&#8221;</em></strong> der. Bu sefer âşık <strong><em>&#8220;SEN&#8221;</em></strong> der ve kapı sonuna kadar açılır… Çünkü sevgilinin yanında ikinci bir <strong><em>ben&#8217;e</em></strong> yer yoktur. İki benliğin olduğu bir kalpte aşk olmaz, birleşmişlik olmaz.</p>
<p>Benliğin yok olması demek <strong><em>&#8220;öylece durup hiçbir şey yapmamak, hiçbir şey istememek değildir&#8221;.</em></strong> Kara sevdaya düşen, Aşktan ölen bitmiştir. Fakat sevgilinin benliğinde bitmiştir… Artık istekleri onun istekleri olur, düşünceleri onun düşünceleri…  Kişi ben şöyle giyineyim bugün diyemez; sevgili olan &#8220;O&#8221;, nasıl istiyorsa benim isteğim odur. O bugün ne yapmamı istiyorsa benim isteğim o&#8217;dur der.</p>
<p>Âşık olmak kişinin elinde değildir. O, kalbi saf, tertemiz ve mütevazı olanlara verilmiş ilahi bir armağandır. Âşık olmaya verilmiş bir izin vardır.</p>
<p>Haydi, sanki âşıkmışçasına günde 5 kez sevgilinin evinde o&#8217;nu gözleyin, haydi onun çağırmasını bekleyerek evinin önünde dolaşın, davet gelince en güzel elbiselerle içeri girin, haydi günde en az 5 kez ona olan övgünüzü ve hayranlığınızı göklere haykırın ezanlarla… Haydi, âşıkmışçasına her karşılaştığınıza ondan bahsedin ve <strong><em>“merhaba”</em></strong> yerine onun adını söyleyin&#8230; <strong><em>&#8220;Selam, selam seninle olsun&#8221;</em></strong> deyin.</p>
<p>Âşık olmak kendisine nasip edilene kadar en sevdiğimiz dünyalıklarımızı armağan ederek, kendinizi küçülterek, herkesin ortasında O&#8217;na secde ederek, hatta sokak ortasında ezan okunur okunmaz… İnsanlar, “Delirmiş bu aşktan” diyerek ayıplayınca kadar…</p>
<p><em>Allah Rasülü (s.a.v), ümmetinin zikir delisi olmasını istiyor ve şöyle emrediyor:</em></p>
<blockquote><p><strong><em>“Yüce Allah’ı o kadar çok zikredin ki, insanlar size deli desinler.” </em></strong><em>(Ahmed, Müsned, Müsned, III, 68; Hakim, Müstedrek, I, 499; İbnu Hıbban, Sahih, No:817, Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, X, 75) </em></p></blockquote>
<p>Kişi, aklıyla aşka asıl layık olanı görürse, yani âşık olduğumuz ve olacağımız her şeyi yaratanı, aşkın asıl sahibini görürse ve ona yönelirse kendisine gerçek aşk verilir. Sadece sabırlı olmak… O duyguyu gerçekten yaşayana kadar taklit etmek lazım ve emredileni yerine getirmek. Sevgiliden gelen Kuran mektubunun her satırını ezberleyecek kadar çok okumak, tüm aklımız ve kalbimiz anlamak için tükeninceye kadar özümsemek, onu her duyuşunda ya gözleri dolmak ya da yüzünde güller açmak arasında gelip gitmek… İşte aşk bu demek.</p>
<p>Bir ben&#8217;i olan emir kabul etmez. Çünkü kendi benliğinin emirleri vardır zaten bedeni üstünde. Bir benlik üzerinde iki ayrı efendinin emirleri birden işleyemez. Aslında kendi benliğine esirdir o gerçekte. Ne zaman, <strong><em>“Artık ben yokum, ben bir hiçim, sen sadece sen varsın benliğimin ve her şeyimin sahibi efendisi sen ne dersen o olacak, benim konuşursa onu dinlemeyeceğim ve onu yok sayacağım, onunla savaşıp öldüreceğim verdiğin güçle”</em></strong> derse&#8230; Bu durumda öteki benliğini, Rab, kıskanarak o kulun elleri ile öldürür. Kim benliğini öldürürse Allah için; Allah da ona kendi zatını sunar.</p>
<p>Kuran&#8217;da meleklere Hz. Âdem’e secde etmelerinin emredildiği bildirilmiştir. Bu pek çok kişinin aklına melekler Allah dururken neden Hz. Âdem’e secde etti? Bu durumu kabullenemeyen şeytana Allah neden kızdı gibi sorular gelmektedir.</p>
<p>Secde etmek bir başka varlığın Yaratıcı olduğunu kabul etmek manasına gelmemektedir. Secde aşırı eğilmek olup, karşıdakinin kendinden çok üstün oluşunu kabul etmek demektir. Allah (c.c) İblisin içindeki kibri ve küfrü ortaya çıkarmak için meleklerden (İblis meleklerin içinde idi bazı rivayetlere göre meleklerin hocası idi) Âdem (a.s)’a secde etmesini istedi. O Hz. Âdem’i Yaratıcı olarak görmediği için değil onu kendinden aşağı gördüğü için secde etmedi. Zaten ayette anlatıldığı gibi iblis secde emrine uymama nedeni olarak, <strong><em>“O Yaratıcı değil ki”</em></strong> dememiş bunun yerine <strong><em>“Ben ondan üstünüm, o çamurdan yaratıldı, ben ise ateşten”</em></strong> demiştir. Yani secde etmek şeytanında ifade ettiği gibi ilahlık belirtisi değil üstünlüğün kabulüdür. Bu nedenle Yusuf suresinde Yusuf&#8217;un anne ve babasının kardeşleri ile birlikte Hz. Yusuf&#8217;a rüyasında secde ettiğini ve surenin sonunda Yusuf&#8217;un üstünlüğünü görerek gerçek hayatta da secde ettiklerini rüyanın gerçekleştiğini ifade eder. Yani kendisine secde edilen tek varlık Hz. Âdem değildir. Bir peygamber olan Yakup (a.s)’da Kuran’daki ifadeye göre Hz. Yusuf&#8217;a secde etmiştir.</p>
<blockquote><p><em>“Ve rafea ebeveyhi alel arşi ve harru lehu <strong>succeda</strong>,” (YÛSUF suresi 100. ayet)</em></p></blockquote>
<p>Çünkü Kuran&#8217;daki tanımlardan anlaşıldığı üzere secde; sadece üstünlüğün kabul edilmesinin lisan-ı hal ile ifadesidir. Secdenin Allah&#8217;a mahsus olduğu bizim saygımızdan doğan gelenekçi bir tanımlamadır. Meallerin çoğunda buradaki secde kelimesi geçmez. İnsanların yanlış yorumlayacağından korkularak genellikle kendi anladıkları şekilde yazmışlardır.</p>
<p>Aynı durum diğer canlılarda görülür. Kimi zamanlarda hayvanlar birbirlerinin alanlarına girip işgalci durumunda kaldıklarında, karşısındakini kendinden üstün ve güçlü görmüşse eğilirler. Hatta bu hareket bazı hayvan türlerinde öyle belirgindir ki; onların secde ettiklerini rahatça söyleyebiliriz. Secde bu nedenle insanın ve tüm canlıların doğasına kazınmış bir üstünlük kabul etme ve sığınma halidir. Bir şeyden sığınan ya da korunan insan da korktuğu şeyi görmese bile secde haline girer ve elleriyle başını veya yüzünü kapatır. İslam insanın fıtrat dinidir ve Allah katındaki tek dindir. Yalnızca Allah’a özgü olan şeylerden en önemlisi Kuran&#8217;ın fihristi ve özü olan Fatiha suresinde açıklanmıştır.</p>
<p><strong><em>“Yalnız senden yardım dileriz ve yalnız sana ibadet ederiz”</em></strong> ayetinde görüldüğü gibi yalnız Allah&#8217;tan istemek gerekir. Peki, bir başkasından hiçbir şey istemeyecek miyiz? Mesela arkadaşım Ahmet bana şu konuda yardım et gibi… Elbette isteyeceğiz, Allah Resulü de istedi. Fakat istermiş gibi görünürken hakikatte Allah&#8217;tan istediğimizin bilincinde olmalıyız.</p>
<p><strong><em>“Nereye dönerseniz dönün Allah&#8217;ın yüzü oradadır” </em></strong>ayeti gereği; konuşan ve hareket eden tüm âlemin Allah (c.c)’ın tecellisi ve bizimle iletişime geçtiği yüzü olduğunun bilincinde olmalıyız. Birinden bir şey isterken hakikatte ondan değil Allah (c.c)’dan istediğimizi bilmeli ve yalnızca O&#8217;nun kaderinin takdirinin vuku bulacağını bilmek lazımdır.</p>
<p><strong>Tüm âlem bir perde, Vechullah ışığının üzerine düştüğü ve Kelamullah rüzgârı onu sallamakta.  </strong></p>
<p>Evden çıkmadan önce <strong><em>“Allah&#8217;ım helal, hayırlı rızık ver”</em></strong> diye dua etmeliyiz, sonra bir hamal isek yük sahibinin yanına yaklaşıp kalbimizle “Rabbim vereceğin rızka bu adamı vesile kıl, bana onun eliyle ver” diyebiliriz. Sonra o yük sahibine deriz ki  <strong><em>“Yüklerini şu ücrete taşıyabilirim, kabul edersen yükünü alayım.” </em></strong>diyebiliriz.  Bu durumdan adamdan yüklerini bize vermesini ve para vermesini istemiş oluyoruz. Fakat verenin Allah olduğunu bilerek, onu sadece bir resim gibi görerek… Sonuçta olan şeyi de Allah&#8217;ın takdiri bilip razı olarak. İşte böyle isteyen Allah&#8217;tan istemiştir. <strong><em>“Eşhedü en la ilahe illalah”</em></strong> daki ifadeyle, <strong><em>“Şahidim, görüyorum Allah&#8217;tan başka ilah yok”</em></strong> diyen kişinin bizzat her yerde Allah&#8217;ı görme hali gibi; konuştuğunun kim olduğunu bilir hale gelir insan.</p>
<p>Yalnız Allah&#8217;a ibadet etmek ise, şu şekilde anlaşılabilir; ibadetin manası, hakikatte Allah için yapılan, Allah&#8217;a yönelmiş her türlü çabadır. Dua, Kâbe’ye bakmak, iyi düşünmek, araştırma yapmak dahi Allah&#8217;ın rızasına ulaşmak, onun yolunda olmak adına yapılıyorsa ibadettir. Hatta <strong><em>“günaha bulaşırım” </em></strong>diye evde yatıp uyuyan davete gitmeyen kişinin uyuması dahi ibadettir. Âlim düşünerek uykuya dalsa uykusu da ibadettir. Yalnız Allah için yapılan ve içine bir başkası kesinlikle dâhil edilmeyen ibadetler kabul edilen ibadetlerdir. Yani birinin yükünü taşısak ve içimizden şunu geçirsek <strong><em>“hem sevap olur Allah sever, hem de ilerde bu kadıncağızı bir yerde görürüm hakkımda iyi konuşur ya da küçükte olsa bir iyilikte bulunur”</em></strong> ikili bir niyete girdiği için bundan sevap gelmez ve kabul olmaz. İbadet yalnız ve yalnız Allah için yapılan işlerdir. O nedenle niyetlenince bir iyiliğe ya da bir işe önce beynimizi aklımızı şirkten temizlememiz gerekmektedir. Bu da en güzel besmele hatta Fatiha okuyarak işe başlama ile olur. Elbette, manasını tefekkür ederek… İşi yalnız Allah için halis kılıp iyice temizlenerek başlamak gerekir.</p>
<p>Sonuç olarak meleklerin Âdem’e yaptığı secde Allah&#8217;ın emrine -anlamasalar bile- itaat olduğu için, hakikatte Allah için yapılan bir ibadettir ve Hz. Âdem’in üstünlüğünün lisan-ı hal ile kabulüdür. Çünkü kalplerinde ne melekler ne de iblis insanın üstün bir varlık olabileceğine ihtimal vermiyordu. İblis bu iddiasını öteye götürüp insanı yoldan çıkarıp iddiasını ispatlamak için Allah&#8217;tan kıyamete kadar izin istemiştir. Bu durum Allah (c.c)’ı daha çok gazaba getirmiş ve şeytana tabi olan, onu yardımcı tutan her insanı, şeytanıyla birlikte cehenneme dolduracağını söylemiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em> <strong>Araştırmacı Yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın “Kutsal Gizemler -I-” kitabından alıntıdır.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/namazdaki-1-ve-0/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAC DAKİ ALLAH YAZISI</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/hac-daki-allah-yazisi/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/hac-daki-allah-yazisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2011 00:36:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Allah(c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[hacerül esved]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal gizemler]]></category>
		<category><![CDATA[merve]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed (a.s)]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[safa]]></category>
		<category><![CDATA[say]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=926</guid>
		<description><![CDATA["Safa ile Merve Allah'ın işaretlerindendir..." (Bakara, 158) ayeti bize ne anlatıyor? Yüzyıllardır yapılan Hac ibadetinin sırrı nedir?...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Bakara suresi 158. ayet; </strong></em></p>
<blockquote><p>اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ</p>
<p><em>&#8220;Şüphesiz, &#8216;Safa&#8217; ile &#8216;Merve&#8217; Allah&#8217;ın işaretlerindendir.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>&#8220;Şear&#8221; olarak okunan nişan manasına gelen bu kelime Kuran&#8217;da birkaç yerde daha geçer. Aşağıda görüldüğü gibi Kimi zaman delil, sembol, hüküm ve ayet manasına da gelebilir.</p>
<p><em><strong>Maide suresi 2. ayet;</strong></em></p>
<blockquote><p>يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللّٰهِ</p>
<p><em>&#8220;Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine&#8230;&#8221; ( Diyanet çevirisi )</em></p></blockquote>
<p><strong><em>Hac suresi 32. ayet;</em></strong></p>
<blockquote><p>ذٰلِكَ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَائِرَ اللّٰهِ</p>
<p>“Bu böyledir; kişinin Allah’ın nişanelerine hürmet göstermesi, kalplerin Allah’a karşı gelmekten sakınmasındandır.”</p></blockquote>
<p>Umre ve hac da yapılması gereken ibadetlerden en önemlileri Kâbe’yi 7 kez tavaf ve Safa ile Merve tepeleri arasında 7 kez gelip giderek say yapmaktır.</p>
<p>Kâbe yeryüzündeki ilk ibadethanedir ve tavaf tüm varlıklar gibi insanında cismen bir merkezin etrafında dönerek kulluğunu ilan edişinin sembolüdür. Uzayda ki her meteor, gezegen ya da galaksi dahi uzun bir yolculuğun ardından çekim etkisine kapıldığı bir merkezin etrafında dönerek ilahi çekim kanuna boyun eğer…</p>
<p>Peki, Kur’an-ı Kerim’de Allah&#8217;ın nişanlarından biri olarak gösterilen Safa ve Merve tepesinde ileri geri yürümenin hikmeti nedir? Kuran&#8217;da Hz. Hacer&#8217;in çölde Hz. İsmail&#8217;e su bulmak için bu tepe arasında koştuğu ve sonunda kendisine vahiy gelip ayağını yere vurarak buradan binlerce yıldır akan tatlı ve doyurucu zemzem suyunun çıktığı anlatılmaktadır. Fakat Kuran’da say yapılmasının nedeni olarak bu gösterilmez. Dini literatürde ise burada neden ileri geri gidildiğine dair bu hikâyeden başka bir cevap bulabilmek mümkün değildir. Eğer Hz. Hacer’in oğluna su bulmak için koşması ise tarihte pek çok kadın oğlu için çok daha büyük fedakârlıklar yapmıştı. Neden onlar değil de Hz. Hacer’in bu durumu bunu gerçek kıldı.</p>
<p>Cevap belki de bambaşka bir yerde saklıydı; Şimdi tavaf ve ardından say yapan bir kişinin izlediği yolu takip ederek Allah&#8217;ın neden milyarlarca Müslüman’ın bu yolda yürümesini emrettiğini keşfedelim.</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/kabedeki-Allah-yaz%C4%B1s%C4%B1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-927" title="kabe'deki Allah yazısı" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/kabedeki-Allah-yaz%C4%B1s%C4%B1.jpg" alt="" width="738" height="371" /></a></p>
<p>Şekilde görüldüğü gibi önce Kâbe’nin etrafında tavaf yapan sonrada iki tepe arasında say yapan kişinin ayak izleri gökten bakıldığında dev bir Allah yazısını ortaya çıkarmaktadır. Kâbe’nin etrafındaki dönüş adedi 3&#8242;tür ve Hacer&#8217;ul Esved noktasından başlar. Bu taşın hizasına her gelindiğinde selam verilir ve bir tur yapılmış olur.  3 tur ( istenirse 7 tur ) farz olarak yapıldıktan sonra, Hacer&#8217;ul Esved noktasından Safa tepesine doğru yürünür. Ve bu nokta başlangıç noktası olmak şartı ile Merve tepesine doğru yürünür. Merve&#8217;den tekrar Safa&#8217;ya ve bu şekilde 7 kez devam eder. Son tur Merve tepesine gelindiğinde biter ve buradan ayrılınır. Safa ile Merve arasındaki 4 gidiş ve 3 gelişten oluşan say yürüyüşünde efdal olan diğer ibadetlerde olduğu gibi, daha çok toprağın şahit olması ve izlerin birbiri üzerinden geçmemesi için yürünülen yerden bir daha yürünmeyecek şekilde yapılmasıdır. Aynı anlayış namazlar içinde de geçerlidir. Farz kılındıktan sonra cami de farklı bir yere geçilmesi ya da farzın camide sünnetin evde kılınmasının peygamber tavsiyesi olması mümkün olduğunca çok alanın ibadet eylemi ile nurlandırılması ve şahit tutulması maksadı iledir. Bu yüzden yukarıdaki yürüyüş şekli en efdal olanıdır. Elbette kişi dilerse çok düzensiz karmaşık yaylar ve eğriler çizerek de bu ibadetlerini gerçekleştirebilir. Ancak bu ibadetin keyfiyetini ve ciddiyetini düşürür. Kurallara ve inceliklere en çok riayet edilerek yapılan yürüyüş bizlere kusursuz bir Allah yazısını ifade edecektir. Hiçbir zorlama olmaksızın Arap alfabesindeki gibi net bir Allah yazısı gözler önüne çıkacaktır.</p>
<p>Bu durum bizlere göstermektedir ki; hiçbir ibadet rastgele değil, büyük bir ilimle ve hikmetle insanlığa emredilmiştir. İlginç olan yanı ise bu ibadeti binlerce yıldır herkes yapmakta fakat bu harikulade durumu kimse fark edememektedir. Daha önce bir kaynakta rastlamadığımız bu durumun ortaya çıkması <strong><em>“Safa ile Merve Allah&#8217;ın işaretlerinden (sembollerinden, delillerinden, mucizelerindendir).”</em></strong> Ayeti kerimesinin manasının gün yüzüne çıkmasının bir adımı olarak değerlendirilebilir.</p>
<p><em><strong>Bakara suresi 158. ayet;</strong></em></p>
<blockquote><p><em>“Şüphesiz, &#8216;Safa&#8217; ile &#8216;Merve&#8217; Allah&#8217;ın işaretlerindendir. Böylece kim Evi (Kâbe’yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur…”</em></p></blockquote>
<p><em> </em></p>
<p><em><strong>Araştırmacı Yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın “Kutsal Gizemler -I-” kitabından alıntıdır.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/hac-daki-allah-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA MESİH İLE İLGİLİ BATIYI SARSACAK BÜYÜK KEŞİFLER</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/isa-mesih-ile-ilgili-batiyi-sarsacak-buyuk-kesifler/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/isa-mesih-ile-ilgili-batiyi-sarsacak-buyuk-kesifler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 23:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağ Seçilenler]]></category>
		<category><![CDATA[çarmıh]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal gizemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed (a.s)]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=915</guid>
		<description><![CDATA[Ne Tanrı idi ne de çarmıha gerildi.
İncilden ispatlarla...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İncillerin, Tanrı&#8217;nın vahyiyle yazdırılmış, ilahi, kusursuz ve çelişkisiz sözler olduğuna dair bir inanış vardır.</p>
<p>İnciller, Hz. İsa&#8217;nın göğe alınışından sonra, hayatı hakkındaki anlatılanları ve havarilerin yaşayışlarını İncil yazarlarının araştırıp derlemeleriyle oluşmuştur.</p>
<p>İncil yazarlarının bizzat kendi ağızları ile ifade ettikleri bu durum 4 ana incilden biri olan Luka İncili&#8217;nin ilk cümlelerinde ifade edilmektedir&#8230;</p>
<blockquote><p><strong>“<em>Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.”</em> (Luka;1/1<em>)</em></strong></p></blockquote>
<p>Biz Müslümanlar büyük bir iyi niyetle İncil yazarlarının olup biteni en doğru ve kusursuz şekilde anlatmak için ellerinden geleni Tanrı için yaptıklarına yürekten inanıyoruz.</p>
<p>Şüphe götürmez bir gerçektir ki; Hz. İsa&#8217;nın öğretisinin ve hayatının insanlığa aktarılması için inciller paha biçilmez, benzersiz tarihsel kaynaklardır.</p>
<p>Bu inancımız bizleri inciller üzerinden Hz. İsa&#8217;nın hayatına Kur’ân-ı Kerim ile kıyaslayarak bakmaya yönlendirdi.</p>
<p>Ve aslında Kur’ân’da Hz. İsa’nın hayatı ile ilgili verilen birkaç cümlenin, incilin tüm sırlarını ve bugüne kadar Hıristiyanlığa eleştiri olarak yöneltilmiş, cevaplanması hayli zor pek çok soruya kolayca cevap vermeyi sağladığını ve pek çok gizemin bilimsel olarak ispatlanarak ortaya çıkışına sebep olduğunu gördük.</p>
<p>Bu keşfi ve kanıtlarını tüm dünya ile paylaşarak, Tanrı&#8217;nın Meryem&#8217;deki ruhu ve kelimesi olarak bizlere, Hz. Muhammed tarafından öğretilip sevdirilen Hz. İsa&#8217;nın en güzel şekilde anlaşılması, İncillere gerekli önemin verilmesi için üzerimize düşeni yapmalıyız.</p>
<p>Yapılan keşifler dinler arasındaki ayrımı kaldıracak şekilde, Kur’ân ile İncil&#8217;in aslında birbirleri ile çelişen hiçbir yönün bulunmadığını delilleriyle ispatlıyor.</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın Tanrı katındaki gerçek konumu, teslisin mahiyeti, çarmıhtaki kişinin kimliği ile ilgili konularda İslam dini ve İnciller arasındaki temel farkların ortadan kalktığını gördük.</p>
<p>Şimdi insanlar hem havarilerin ve ona inanan insanların öğretilerine, aktarımlarına hem de Kur’an-ı Kerim&#8217;e yürekten inanabilecekler. Çünkü ikisinin birbiri ile çelişmediğini görecekler. İnşallah bu durum dünyada barışın hüküm sürdüğü <strong><em>&#8220;Altın Çağ&#8221;</em></strong> adı verilen yeni bir dönemin başlamasına vesile olacaktır.</p>
<p>Din, Allah katında tektir, hatasız parçalanmaz değişmez bir bütündür. Saf gerçeğin bilgisidir. Fakat bazıları açısından onu yaşayan insanlar, diller ve yaşamlar kusurlu olduğu için, insanların ayna tuttukları din de kusurlu görünebilir. Yağmurlu günlerde güneşin güzelliğini görebilmek için bulutları aşabilen gözler gerekir.</p>
<p>Zaman, gerçekleri değiştiremez. Fakat gerçekler ortaya çıktığında zaman değişebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sarsıcı keşiflere <a href="http://www.kutsalgizemler.org" target="_blank">buradan </a>ulaşabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Araştırmacı Yazar ve Yönetmen</strong></em></p>
<p><em><strong>Erdem Çetinkaya</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/isa-mesih-ile-ilgili-batiyi-sarsacak-buyuk-kesifler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALTIN ORAN SAYILARININ DÜNYA YA MESAJI</title>
		<link>http://www.kutsalgizemler.com/altin-oran-sayilarinin/</link>
		<comments>http://www.kutsalgizemler.com/altin-oran-sayilarinin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 14:38:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen )</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[1.618]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Oran]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[mivafilm]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed (a.s)]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kutsalgizemler.com/?p=898</guid>
		<description><![CDATA[Kuran da dâhil diğer kutsal kitaplarda Hz. Âdem’e bir dil öğretildiği anlatılmaktadır. Acaba bu ilahi dil yapısı hangisiydi?...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Kuran da dâhil diğer kutsal kitaplarda Hz. Âdem’e bir dil öğretildiği anlatılmaktadır. Acaba bu ilahi dil yapısı hangisiydi?</em></strong></p>
<p><strong>Diyanet: (BAKARA suresi 31. ayet)</strong></p>
<blockquote><p><em>Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.</em></p></blockquote>
<p><strong>Diyanet: (BAKARA suresi 33. ayet)</strong></p>
<blockquote><p><em> Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.</em></p></blockquote>
<p>Kutsal kitaplara ve bazı hadislere göre Hz. Âdem Ortadoğu veya Arap Yarımadası olarak tarif edilen bölgede yaşamıştı. Bu coğrafyanın hâkim dilleri olan Arapça, İbranice gibi diller Sami dil ailesine ait olup ortak bir kökene sahiptir. Kuran ve bilinen tüm vahye dayalı kitaplar bu dil yapısına göre indirilmiştir.</p>
<p>İşte kutsal kitaplarda Yaratıcı tarafından Hz. Âdem’e öğretilen bu ilahi dil yapısına göre Altın Oran rakamlarına karşılık gelen harfleri incelersek karşımıza nasıl bir sonuç çıkardı ve bu sayıların dünyaya verdiği mesajın Mekke ve Haccı ifade ettiği karşımıza çıksaydı bu bir tesadüf olabilir miydi?</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/Resim-1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-899" title="Resim 1" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/Resim-1.jpg" alt="" width="589" height="280" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/Resim-2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-900" title="Resim 2" src="http://www.kutsalgizemler.com/wp-content/uploads/2011/10/Resim-2.jpg" alt="" width="586" height="329" /></a></p>
<p>1,618033</p>
<p>Peygamber zamanındaki eski Arap alfabesine göre bu harfler <strong><em>“elif, vav, elif, he, cim, cim”</em></strong> olarak yan yana gelen 6 harftir. İlk üç harf 1,61&#8242;in simetrik bir görüntüsüdür. <strong><em>Ha cim cim</em></strong> ise <strong><em>“hacc” </em></strong>kelimesini ifade eder ki; bu kelime Dünya’daki hemen her dilde yaygın şekilde aynı manada kullanılan ve seslendirilen evrensel bir kelimedir. Bu durumda <strong><em>Altın Oran Sayıları</em></strong> ile Dünya&#8217;ya verilmek istenen gizemli mesajın Dünya&#8217;nın 1,61 bölgesinin haccı olduğu söylenebilir. Yani Mekke&#8217;yi Kâbe, Arafat ve Müzdelife&#8217;yi kapsayan kutsal ziyarette bulunmaktır.</p>
<p>1,618033 ün Arap alfabesindeki karşılığı <strong><em>“1,61hacc”</em></strong> şeklinde çıkmaktadır. Belki de tüm her şey gibi bu da tesadüftür. Fakat hesaplamalar anlamlı olarak nitelendirilebilecek böyle bir sıralamanın 7 rakama karşılık 7 harfte oluşabilmesi için alfabedeki toplam harf sayısı olan 28 üzeri 7 &#8216;de bir ihtimali öngörüyor ki; bu, aklın alabileceğinden çok küçük bir ihtimaldir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Araştırmacı Yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın “Kutsal Gizemler” kitabından alıntıdır.</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kutsalgizemler.com/altin-oran-sayilarinin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

