ALTIN HAT MUCİZESİ

Erdem Çetinkaya ( Yazar ve Yönetmen ) | 26 Eylül 2011 | Yorum Yok | 3.161 defa okundu.   

Dünya uzaydan bakıldığında yörüngesine göre 23 derece eÄŸik görünmektedir. EÄŸer dünyanın yörüngesine dik bir çizgi Mekke ÅŸehrinden Makam’ı İbrahim gösterdiÄŸi yöne yani kuzeye doÄŸru yükseltilirse ÅŸaşırtıcı ÅŸekilde Mekke, Kudüs ve İstanbul’un aynı düz çizgi üzerinde yer aldığı görülecektir.

Yaklaşık, Mekke’den Kudüs’e 1200 km, Kudüs’ten de İstanbul’a 1200 km’lik birbirine eÅŸit mesafe vardır. Bu ibretli oran tarihte de kendini gösterir. Kudüs yaklaşık 1200 yıl kadar Müslümanların elindeydi, İstanbul da yaklaşık 600 yıl kadar Müslümanların kontrolündedir. Yani 1/2′lik oran aradaki mesafelerde olduÄŸu gibi tarihsel süreçte de kendini göstermektedir.

Peki, Altın Hat ismi verilen, dünya yörüngesine dik çizilmiÅŸ bu gizemli çizgi neden İstanbul’u iÅŸaret etmektedir. Şüphesiz İstanbul önce Hıristiyanlığın yönetim merkezi sonra da Müslümanlar tarafından fethi ile birlikte İslam’ın yönetim merkezi ve baÅŸÅŸehri olmuÅŸtur. Hadislerde övgüye mazhar olmuÅŸ bu ÅŸehir, hilafetin simgesi sayılan Kutsal Emanetlere de ev sahipliÄŸi yapmaktadır.

Neden İstanbul?

Kuran’da övülen ve önem atfedilerek bahsedilen ÅŸehirlerden Mekke ÅŸehirlerin anası, Kudüs mübarek ve bereketli yer olarak bildirilmiÅŸtir. İstanbul’a ise bir iÅŸaret olabilir. Şöyle ki; Musa (a.s) ile Hızır (a.s) Allah tarafından buluÅŸmak üzere iki denizin birleÅŸtiÄŸi yere gönderilir. Musa (a.s)’a bu yolculuÄŸunda hem kitap ehlinin hem İslam âlimlerinin ittifakı ile YuÅŸa (a.s) eÅŸlik etmiÅŸtir. Musa (a.s)’ın yaÅŸadığı yere yaklaşık 1 sene uzaklıkta iki boÄŸaz (denizlerin birleÅŸtiÄŸi yer) vardır. Biri SüveyÅŸ BoÄŸazı, diÄŸeri İstanbul BoÄŸazı. Peki, hangisinde buluÅŸtular? YuÅŸa tepesi ve kabri olarak bilinen İstanbul Beykoz’da bulunan bu mezar YuÅŸa (a.s)’ın büyük ihtimalle bu bölgede gömülmeyi vasiyet ettiÄŸini akla getiriyor. Çünkü mısır dolaylarında benzeri bir kabir yok. Bu bölgede çok eski çaÄŸlardan beri önemli manastır, tapınak ve mescitlerin yapılmış olması ve kabri çevrelemeleri ihtimalleri kuvvetlendiriyor. Bu durumda İstanbul’un Kuran’da ilmin toplanma ve buluÅŸma mekânı olarak seçilmesi ve tüm tarih boyunca bu hakikate uygun, Dünya’nın en gözde ÅŸehri olarak yaÅŸaması son derece hikmetlidir.

İstanbul son 2000 yıldır Kutsal kitabı kanun edinerek yaşayan teokratik kökene sahip devletlerin başşehri ve dinlerinin en güçlü kalesi olmuştur. Mekke ve Kudüs dinsel merkezler, İstanbul ise onları koruyup siyasi manada yöneten bir beyin konumunda yer almıştır.

Fakat İstanbul asıl gizemini Altın ÇaÄŸ’la olan iliÅŸkisinde saklamaktadır.

Altın Siluetin Merkezleri ve Secdesi  

Altın Hat üstündeki bölgeleri bir araya getirdiğimizde sanki bölgenin gizemli ruhunu yansıtan ibadet halinde bir insan silueti ile karşılaşırız. Bu şekil dişil bir görünümü olan, dizleri üzerine çökmüş, elleri göğsü üzerinde boynu bükük namaz kılan, İnce ve Sivri topuklu ayakkabı giyen, bol elbiseli bir insanı çağrıştırır. Onu hayal ürünü bir coğrafi benzetme olmaktan çıkaran pek çok gizeme sahiptir.

Bu siluetin bedeninde Altın Hat merkezleri olan şehirler tarihsel sürecin kendilerine verdiği role uygun olarak yer almışlardır. Mekke şehirlerin anası olarak ilahi yaratış ve doğum merkezinde, Kudüs vahyin ve ilhamın indiği kalp merkezinde, İstanbul ve Anadolu ise beyin ve yönetim merkezinde yer alması tarihe bakıldığında son derece anlamlıdır.

 

Diğer bir gizem ise siluetin tavrında ve hareketlerindedir. Kıtaların ve fay hatlarının sürüklenmesinden kaynaklanan bu hareket şekilde görüldüğü gibi secdeye doğru giden ve gittikçe başını eğen bir insanı ifade etmektedir. Mısır ise bir secde taşı olarak gittikçe kuzeye yani başa doğru yaklaşmakta ve sanki zaman bu başı secdeye hazırlamaktadır.

Ayrıca Dünya’nın 23 derecelik eÄŸimi ile uzaydan görünüş baz alındığında Mekke’nin Ekvatora olan uzaklığı ile İstanbul’un Mekke’ye uzaklığı birbirine eÅŸit olacaktır.

Dünya’nın ruhunu temsil eden parçalanmış bu coÄŸrafya altın çaÄŸda birleÅŸerek dirilecek ve eski gücüne kavuÅŸacaktır.

 

AraÅŸtırmacı yazar ve Yönetmen Erdem Çetinkaya’nın Kutsal Gizemler kitabından alıntıdır.

 

 

Facebook Twitter Email

Yorum yaz